İcra hukukunda sürelerden feragat eden kötü niyetli borçlulara dikkat!

Uygulamada, bir kısım borçluların, haklarında icra takibi başlatılması üzerine, gecikmeden kendilerini muvazaalı olarak borçlandırdıkları (Tanıdık birine geçmiş tarihli senet düzenleme gibi) , çoğu zaman ödeme emrini icra müdürlüğü kaleminde tebliğ aldıkları ve itirazdan ve sürelerden feragat ederek, adlarına kayıtlı araç veya gayrimenkul üzerine haciz koydurduklarını gözlemlemekteyiz.

Daha önce takip başlatmış olmasına rağmen, dünyadan bihaber ilk alacaklı da, tebligat parçasının dosyaya dönmesi ve takibin kesinleşmesini bekleyip (ki bu süre en iyi ihtimalle 15 günü bulmaktadır.) takibin kesinleşmesinin sevinciyle borçlunun mallarına haciz talep etmekte, ancak kendisinden sonra başlatılmasına rağmen, sürelerden feragat edilmiş olması nedeniyle önce kesinleşen icra takibi nedeniyle hacizde ikinci sıraya düşmektedir.

hacizz

Araç veya gayrimenkul üzerinde, başkaca haciz olup olmadığını sorgulattıklarında da, “tüh, bir haftayla geç kalmışız” şeklinde tepki verenler dahi olmaktadır.

Borçlu, bunu, muvazaalı haciz tatbik etme amacıyla yapabileceği gibi, gerçekten borçlu olduğu ancak öncelikle ödemek istediği bir başka icra dosyası için de yapabilir. Özetle, borçlunun sürelerden feragat etmesi, bunun tek başına muvazalı olduğu anlamına da gelmemektedir.

İcra İflas Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, ilgilinin, lehine olan sürelerden feragat etmesi elbette ki mümkündür.. Ancak bu feragat üçüncü şahısların hukukunu etkilemez.

Kesinleştirdiğiniz bir takipte, sizden birkaç gün önce konulmuş bir haciz olduğunu gördüğünüzde, “tüh” demek yerine, sizden önceki haciz dosyasında tebligatların nasıl yapıldığını, sürelerden feragat edilip edilmediğini özellikle incelemelisiniz ki borçlunun bu uyanıkça girişimini farkedip bu gibi hak kaybına sebebiyet verecek oyunların  önüne geçebilesiniz.

İtirazdan ve sürelerden feragat üzerine konulan haciz, 3. şahıslara karşı, itiraz süresinden sonra konulmuş haciz gibi sonuç doğurur.

Borçlular hakkında, alacaklılar, çoğu zaman bir yarış içinde olduklarından, alacağın tahsilinde bir günün dahi sıralamada öne geçmede önemi büyüktür. Ancak yukarıdakine benzer durumlarla karşılaştığınızda, bu detayları atlamamalısınız ki, tahsil imkanı olan bir dosyada, borçlunun oyununa gelerek “tahsil imkanı yokmuş” demeyin…

1 Cevap

  1. Oncelikle cok guncel bir konuya deginmissiniz,tesekkur ederim.
    Bu tur durumlarda yapilan islemin muvazali oldugu ,alacaklidan mal kacirmak ve onu zarara ugratmak amacli oldugu yonunde iitiraz edilse( genelde yaptigim arastirmalarda sira cetveline itiraz davasi aciliyor) ve bu itirazimizin mahkemece kabul gorme veya kazanma olasiligi nedir? yani iki kisi bir araya gelip, bu kisiler akraba da olabilir, birisi elden para aldigini biri de elden para verdigini beyan eder,karsilinda da borc veren senet aldigini ileri surerek ,belki de iki sahitte bulurlar ,tutarida oldugundan yuksek gostererek bizi bu konuyla hak kaybina ugratabilirler mi?birde ispat yuku bizdeyse mumkun degil ispatlayamam:( yillarca odemenin bitmesini bekleyebilir hatta bu surede vefat dahi edebiliriz.sizin dediginiz gibi iki kisi beraber icraya giderek icra mudurlugu kaleminde ödeme emriyle ilgili itirazlardan ve surelerden feragat edip tebligini aliyorsa mahkeme bunun muvazali islem olmadigini dusunuyorsa hic bosuna ugasmayayim artik.hem paramizidan hemde sagligimizdan olmayalim.yetkili arkadaslardan cevaplamasini rica ederim.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

Refresh