Avukatlık Mesleğini Kötüleyen Avukatlar

60 farklı meslek grubundan 1670 kişinin katıldığı bilimsel bir değerler anketi sonuçlarına dayanılarak geliştirilen İzotomi araştırmasına göre Türkiye’de en mutlu meslek grubu tasarımcılar en mutsuzlar ise avukatlarmış…

İnsanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir eğitim, çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandığı ünvanın adıdır meslek… Ve Türkiye’de resmi olarak tanımı yapılmış 600 civarında meslek vardır.

Peki adama sormazlar mı 600 ayrı meslek grubu varken, sen sadece 60 tanesi hakkında anket yapıp en mutsuzunun avukatlar sonucunu nasıl çıkarabildin diye?

Madenciler, inşaat işçileri, temizlik işçileri daha mı memnunmuş hallerinden?

Ankette, inşaat mühendislerinin en mutlu 4. Meslek olduğunu söylemişler. Şantiyelerde yatıp kalkan yeni mezun inşaat mühendisleri mi mutluymuş?

Hadi ordan…

Avukatlık zor meslek, milletin kahrını çekiyor, dertleriyle uğraşıyorlar, avukatlık yapanların mutlu olması mümkün değil  varsayımından hareketle, avukatlık mesleğini eleştirenlerin bir kısmı da bizzat avukatlar  olunca,  mesleğin içinde olmayan insanlar da “Adam bu işin içinde, demekki avukatlar mutsuz” diyorlar doğal olarak.

avukatlar

Hukuk fakültesi öğrencileri, hukuk okumayı düşünenler, gerek çıkan haberlerden, gerekse bir kısım avukatlardan duydukları sonucunda, daha mesleğe başlamadan kara kara  düşünmeye başlıyorlar “Acaba bölüm mü değiştirsem” diye…

Karamsarlığa düşen bu arkadaşlara tavsiyemiz, bu tür olumsuz söylemleri dikkate almamaları.

Avukatlık mesleğini eleştiren avukatların ortak yönü nedir bilir misiniz?

Meslekte başarısız olmaları…

Malesef insanımızın doğasında var kendi  beceriksizliği nedeniyle başarısız olmasına rağmen, sorumluluğu kendinde aramayıp b.ku mesleğe atmak…

Mesleği eleştirenler,  öncelikle meslekten beklediği parayı kazanamayanlar…

Bu gruptakiler, büyük paralar kazanmak hayali ile mesleğe başlarlar. Üç beş yıl geçip maddi olarak seviye atlayamayınca da büyük hayal kırıklığı yaşarlar.

Bu düşüncede olanların temel hatası, en başta avukatlığın, salt para kazanmak için seçilebilecek bir meslek olduğunu düşünmeleridir. Amacı sadece çok para kazanmak olan birinin, avukatlıktan bu parayı kazanması elbette mümkündür. Ancak meslekte temiz kalması pek mümkün değildir.

Atalarımız boşuna dememiş  “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz” diye…

Para kazanmak uğruna tefecinin avukatlığını yaparsan, haksız olduğunu bile bile, sırf para kazanmak uğruna iş alırsan, sadece para kazanacağın değil, insani değerlerini kaybedeceğin de garantidir.

Mesleği kötüleyen bu  arkadaşlara sormak lazım; Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra ne yaptılar? Tam olarak bildikleri bir yabancı dilleri var mı? Yüksek lisansları var mı? Mezun olduktan sonra kaç seminere katıldılar, kaç sertifika aldılar?

Fakülte diploması üzerine artı bir değer koymayıp, sizden önce mezun olup mesleğe başlamış 85 bin avukattan bir ayrıcalık yaratamadıysanız, sırf hukuk fakültesinde öğrendiklerinizle mesleğe başlayınca herkesin kenara çekilip size iş mi yağdırmasını bekliyordunuz?

Kimse bulunduğu yere gökten inerek gelmez. Kimisinin meslekte şansı yaver gider. Kimisi de müvekkil potansiyeli açısından aileden, yakın çevreden dolayı şanslıdır. Ancak sanmayın ki iyi kazanan avukatların hepsinin doğuştan yakın çevresi var. Anadolu’dan büyük şehirlere okumak için gelip, okul arkadaşlarından başka hiç kimseyi tanımayan, bireysel çabaları ile kendilerine müvekkil portföyü oluşturmuş yüzlerce başarılı avukat var.

Mezun olur olmaz para kazanılan meslek sayısı da parmakla sayılacak kadar azdır hem. Sıfır pratik bilgiyle, meslek adına uygulamada hiç birşey bilmiyorken ne bekliyordunuz ki?

Nede demiş büyüklerimiz; “Çıraklığını bilmediğin işin ustalığına soyunmayacaksın…” Mezun olduktan sonra, mesleği öğrenebilmek adına kıdemli avukatların yanında çalışacaksın. İşin kaymağını onlar yiyecekler. Bundan da gocunmayacaksın. Sana kalan, edindiğin mesleki tecrübe olacak. Tabi mesleği öğrenirken de seni sömürmelerine izin vermeyeceksin. Sömürüldüğün yerde de durmayacaksın…

Başkasına bağımlı çalışmanın en kötü yanı, iş seçememektir. Size göre meslek etiği gereği alınmaması gereken bir iş, yanında maaşlı çalıştığınız patronunuza göre öyle olmayabilir. Hal böyle olunca da, inanmadığınız bir dosyada avukatlık yapmanız gerekir. Böylelikle meslekten de, hayattan da soğuyanbilirsiniz. Sonra da bu meslek yapılmaz deyip avukatlığı eleştirirsiniz.

Risk alıp bağımsız çalışmazsan, avukatlığın pazarlama yönünü önemsemezsen, kendini geliştirmezsen, maaşa talim çalışmaya razı olursan, başlarsın mesleği eleştirmeye…

Hiç bir meslekte, öyle mezun olur olmaz büyük paralar kazanılmaz. Senin mesleki mutluluk anlayışın paraya endeksli ise, o zaman zaten avukatlık sana göre bir meslek değildir. Hem çok para kazanayım, hem de mutlu olayım diye yapılabilecek bir meslek değildir çünkü avukatlık.

Mesleğin insanın karakterini değiştirdiğini, tahammül gücünü azalttığını, insanda psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar meydana getirdiğini iddia edip, yapılmaması gerektiğini iddia edenler de var.

Size okurken mesleği nasıl anlattılar bilmiyoruz. Lakin büronuzda oturup, gelen gidene sözlü danışmanlık yapıp etliye sütlüye karışmadan avukatlık yapmayı hayal ederek mesleğe başlamışsanız, hayal kırıklığına uğramış olmanız elbette ki doğaldır. Bu meslek dert satın alma mesleği.  İnsanlar size bunun için ödeme yapıyorlar. Stresli olduğu doğrudur. Lakin her önünüze gelen müvekkille çalışır, para kazanmak uğruna her önünüze gelen işi alırsanız, taşıdığınız stres de bu doğrultuda artar. Ya da yukarıda da ifadee ettiğimiz üzere,  maaşa talim çalışmaya razı iseniz, iş seçme şansın olmayacağından, yanında çalıştığın avukatın / büronun pis işlerine de bakman ve bu nedenle meslekten soğumanız da olasıdır.

Bir de “iyi insanlar meslekte tutunamaz, temiz yürekli, sağlam karakterli insanların yapabileceği iş değil” diyenler var.  Bu uyanık arkadaşlar,  mesleği beceremeyince, gider ayak “Ben iyi bir insan olduğumdan bu meslek bana göre değil”  diyerek kendilerini de övmeyi ihmal etmezler.

Biz avukatlık mesleğinin bu eleştirileri haketmediğini düşünüyoruz. Bu tür eleştirilerin, avukatlık mesleğine değil, işini doğru yapmayan avukatlara yapılması gerekir. Onların savunulacak hiç bir tarafları da yoktur zaten.

Eğer siz kendinize güveniyorsanız, “ben kendimi geliştiririm. 85 bin avukat varsa 85 milyon da nüfus var” diyorsanız, mutluluk anlayışınız paraya endeksli değilse, “ben meslek ilkelerine uyarım, temiz iş yaparım,  hem müvekkil, hem de iş seçerim” diyorsanız, mesleği pekala mutlu bir şekilde de icra edebilirsiniz.

Sonuç olarak, avukatlık mesleği dünyanın en mutluluk veren mesleği değil elbette.

Bir ressamın, bir tasarımcının, bir futbolcunun, yapmış olduğu meslekten, bir avukata oranla çok daha büyük haz alması kadar doğal bir durum düşünülemez.

Ancak avukatlık mesleği, hakkını vererek yapıldığında, gerek hukuki bilginizle çevrenize vereceğiniz fayda, gerekse haklı olanın, hakkına kavuşmasına vesile olmanın verdiği manevi hazzı duyabilenler için oldukça güzel bir meslek bize göre.

Meslekte çürük elmalar olabilir. Ancak insanların içinde de karakteri çürük olanlar yok mu?

Tencere yuvarlanır kapağını bulurmuş. Bırakın onlar birbirlerini bulsun.

Siz temiz iş yapın ki, başınız da ağrımasın, huzurunuz da kaçmasın…

18520cookie-checkAvukatlık Mesleğini Kötüleyen Avukatlar

5 yorum

  1. Ben avukatlık mesleğinden çok memnun olanlardan biriyim. 45 yıldan beri İstanbul’da avukatlık yapıyorum. Bunun 35 yılını Kartal ve Maltepe’de ifa ettim. Bu meslek özgürlük mesleğidir. Zira ne amirin ne memurun vardır. Bir deyişle kendi kendinizin efendisisin. Hak aramayı hakkaniyetle yaptığına inanıyorsan ve de yapıyorsan, mutlu olmamana olanak yoktur. Bu mesleği beğenmiyorsan hukuk tahsilinin ufku çok geniştir. Mutlu olacağın bir işi yap ki başarılı olasın ve çevreni de mutlu edebilesin. Ben bir daha dünyaya gelsem hiç tereddüt etmeden yine avukatlık mesleğini seçerim. Bütün meslektaşlarıma bu mesleğin gerektirdiği hasletlere uygun olarak iş ve özel hayatlarını yönlendirmelerini önerir başarılar dilerim.

  2. Saldırgan bir yazı olmuş. Mutlu olamama sebebimiz de avukatlar. Zira babadan konacağınız bir büronuz yoksa daha stajyerlikten başlayacak mutlu avukatlar sizi ezmeye. Hakim savcı stajyeri sınıf arkadaşlarınızın üçte biri maaşı alırsanız öpüp başınıza koyacak, evrak getir götürden, çay servisine kadar her işi yapacak, geç saatlere kadar çalışıp iş hukuku dersinde gördüğünüz fazla mesai, öğle arası, çay molası vs gibi hakları rüyanızda göreceksiniz. Başarılı avukatlar sizi bir güzel posanız çıkana kadar sıkacak.
    Ruhsatı alınca maaşınız artsa da yine stajda bir şey öğrenmediğiniz için başarılı avukat yanında iş bakacaksınız. İş sözleşmesi falan düşünmeyin, sgk elbet düşük yatacak. Yoksa nasıl mutlu olacak başarılı avukatlar?
    3-5 yıl sonra canınıza tak edip büronuzu açacaksınız, az buçuk bir şeyler öğrendiniz ama müvekkil nasıl kazanılır hiçbir üstadınız (!) öğretmedi rakip çıkmayın diye. Bu arada arkadaşlarınızın çoğu devlet avukatı oldu sınavla. Olsun ne güzel kendinizin patronusunuz. Ama işler kesat üç beş müvekkille büro dönmüyor, baronun sayfasına ilan vereceksiniz “ücret karşılığı büromdan duruşmalarınızı takip edebilirim” iki iş de oradan gelir arada. Adli yardım, cmk ne varsa başvurdunuz ama puanınız arttıkça iş sayısı da düştü, ayda 1000 tl gelirse yeter. Müvekkili, kalem memuru, hakimi, savcısı, polisin üst arama ısrarcısı, gece yarısı karakol görüş odaları vs.
    Avukatlık güzel meslekti ben hayalini kurarken, ama şimdi paragöz meslektaşların uzlaştırma, müvekkilden imza alıp gereksiz temyiz yapmama gibi görevlerini yerine getirmemelerinden doğan arabuluculuk ve istinafı da eklersek mesleğin suyu çıktı diyebilirim. 4 yılda soğuttunuz meslekten.

  3. Kusura bakmayın ama avukatların neden mutsuz olduğunu anlamadığınız inanın yazıdan belli. Avukatlığı sevmek mutluluğu getireceğinin garantisi değil. Kesinlikle en sıkıntılı mesleklerden biri ki mutsuz olunmasının başlıca sebebi de çalıştığının karşılığı olan ücreti müvekkilden yada yapgtığın işten alamamak ve tahsilatın berbat olmasıdır…

  4. 40 yaşına gelmiş başındaki hukuki problemler dolayısı ile 45 gündür hak arama mücadelesi veren biri olarak bence çok yerinde bir yazı olmuş.
    Avukatların mesleklerinin kıymetini bilmediklerini düşünüyorum.
    belli bir yaştan sonra hayatta para değerler sırasında basamaklardan hızlıca düşüyor.
    “Ancak avukatlık mesleği, hakkını vererek yapıldığında, gerek hukuki bilginizle çevrenize vereceğiniz fayda, gerekse haklı olanın, hakkına kavuşmasına vesile olmanın verdiği manevi hazzı duyabilenler için oldukça güzel bir meslek bize göre.”
    ve ben şu cümledeki hazzı yaşamak için hukuk okumaya karar verdim.
    HAK ve buna ulaşmanın bazen ne denli zor olduğunu 45 günde yaşadım.ve bana 6 ayrı avukat yardım etmedi edemedi.
    Mesleğiniz yorucu stresli olabilir.Ama birine HAKKINI kazanmasını sağlamak bir öğretmenin eğitim vermesi kadar kutsal ve bazen bir doktorun hastasına hayat vermesi kadarda kıymetli.

  5. ÖMER FARUK ŞAHİN

    Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yeni mezun oldum. Getirdiği riskleri görmek ve göze almakla birlikte serbest avukatlık yapmayı istiyorum. Fakat siz meslek büyüklerimizin bu denli mutsuz ve meslekten şikâyetçi olması inanın gözümü korkuttu. Gerçekten bu kadar mı yapılmayacak bir meslek bizi bekliyor? Hakim ve savcılar çok mu mutlu avukatlara kıyasla?
    Avukatlığın bir mücadele mesleği olduğunu düşündüm hep ve aynı zamanda getirdiği gelirin rahat bir yaşam sürmeye yeteceğine inandım.Sizce bunlar hayalden mi ibaret? Yeni mezun ve çocukluk hayali hukuk mesleği icra etmek olan bu genç arkadaşınıza tecrübe ve yorumlarınızla yol gösterirseniz çok memnun olurum.
    Teşekkürler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*