Patron avukatı mutlu etmenin sırları

Öncelikle konu başlığının yanıltıcı olabileceğini belirtmek isterim. Çünkü patron avukatlar çoğu zaman doyumsuzdurlar ve hep daha fazlasını istediklerinden  mutlu olmasını bilmezler. Size vereceğim tavsiyeler, patron avukatı mutlu etmeye yetmez ancak en azından işinizi doğru düzgün yapmadığınız, aldığınız parayı hak etmediğiniz gibi ithamlarla karşılaşmanızı engelleyecektir.

Avukatlar için, hukuk fakültesinde alınan teorik eğitimi pratiğe dökmek ve meslekte kıdem kazanabilmek adına bir hukuk bürosuna veya avukat yanına girip bir süre de olsa çalışmak gerekmektedir.

Acemilik yıllarınızda, çalıştığınız bürodaki dosya çeşitliliği vesilesiyle iş tecrübesi edinebilmek için, iyi bir gözlemci olmanız gerekir.

Çalıştığınız büro da doğal olarak sizin etinizden sütünüzden mümkün olduğunca faydalanmanın hesabında olur.

Özellikle stajyer avukatlar ve mesleğe yeni başlamış olanlar için, uzun soluklu aynı büroda çalışana rastlamak pek mümkün değildir. Bunun temel sebepleri;

Stajyer avukatların, staj bitince avukat olarak iş aramaları veya bağımsızlığını ilan etmeleri,

Çalışılan hukuk bürosunun da çoğu zaman bir avukata değil, stajı biten yerine, daha düşük maliyetli olan yeni bir stajyere ihtiyaç duymasından kaynaklanır.

Kendini sevdiren, ışık veren, enerjisi yüksek biriyseniz, elbette ki çalıştığınız hukuk bürosu kesenin ağzını biraz açıp sizinle devam etmek isteyebilir.

patron

Gelelim naçizane önerilerimize…

Elinize ne kadar iş verilmiş olursa olsun, bu işlerin her birinin önem dereceleri birbirinden farklıdır. Bu noktada size düşen, patron avukatın size özellikle hesap sorabileceği, önemsediği dosyalarda işi aksatmamaktır. Siz o gün 50 ayrı dilekçe de yazsanız, 5 ayrı duruşmaya da girmiş olsanız, bunların, patronun gözünde bir önemi yoktur. Çünkü olmasını istediği asıl iş olmamıştır.

O kadar yoğun bir tempoda çalışmanıza rağmen işin yapılmadığından bahisle eleştirilmek de doğal olarak hoşunuza gitmeyecek ve motivasyonunuzu düşürecektir.

Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için, patronunuzun neyi önemsediğini bilin. Onun önem verdiği işlere öncelik verin. Süreli başka işler varsa ve zor durumda kalacaksanız, durumu patron avukata iletin, çözümü kendisi bulsun. Süreli işi mi bir başkasına verir, önemsediği işi mi artık orası kendisine kalmış…

Çoğu patron avukat, mesaiye vaktinde başlanmasını doğal olarak ister. Bir keresinde, mesleğe ilk başladığım yıllarda, kalabalık bir hukuk bürosunda, patron avukat gelip; “Mesai saat 9 da başlıyor. Kahvaltınızı 9’dan önce yapmış olun. Masaların üzerinde simit – çay görmek istemiyorum. Ben sizin sabah 9 akşam 6 arası saatlerinizi satın aldım (!)” dediğinde, tüm avukatların yüzündeki şaşkın ifadeyi hatırlıyorum. Dedim “Sen kimi satın alıyorsun?” ( tabi içimden). Çaresizlikten midir, maaşın piyasa şartlarından biraz daha iyi olmasından mıdır yoksa cümlenin yarattığı şaşkınlıktan mıdır bilinmez, 30 avukattan biri de çıkıp “Sen ne diyorsun?” diyemedi…

Beylikdüzü’nden, sabah 9’daki duruşma için Kartal’daki adliyeye gitmek için sabah 6 da kalkmanız, patronunuzun gözünde, göreviniz gereğidir. Ancak işe 10 dakika geç kaldığınızda, trafiği bahane edemezsiniz. “İstanbul’da yaşıyorsun, trafiği hesaba katman gerekirdi” dediklerinde diyecek sözünüz olmaz.

Ya da, şehir dışına duruşmaya gitmek için geceden yola çıkarsınız ancak yolda geçen süreniz, fedakarlıktan sayılmaz nedense. Ama 5 dakika geç kalmalar göze batar…

O yüzden mesai saatlerine özen gösterin ki patron avukata, sizi eleştirebilmesi için malzeme vermeyin.

Ofisteki sekreterle (modern adıyla asistanla) iyi geçinin. Asistana yalakalık yapın demiyoruz elbette. Ancak asistan, patron avukatın gözü kulağıdır. Hukuk büroları avukat öğütür. Ancak asistanlar genelde kalıcıdır. Patron, yokluğunda, ofiste olup bitenin raporunu ondan alır. Sizin hakkınızda asılsız ithamlarda bulunup patronun aklına çomak sokmaması için, asistanla mümkün olduğunca iyi ilişkiler kurmanızı öneririz.

Ancak bunu çok da kolay sanmayın. Çünkü asistanlar, genelde lise mezunu olduklarından, size karşı gereksiz bir kıskançlık içinde olurlar. Üniversite okumadıklarından mıdır bilinmez, kendilerini, ofiste çalışan stajyer avukatlardan, hatta bir çok avukattan daha zeki sanıp, eleştirmekte de bir sakınca görmezler.

Özetle, siz siz olun, asistanla ilişkilerinizi iyi tutun. yoksa arkanızdan derin bir kuyu kazılacaktır…

Süreli işlere çok dikkat edin. Diğer işlerin telafisi mümkündür. Ancak süreli işler, avukata, telafisi ciddi boyutlara ulaşacak zararlar verebilir. Bu nedenle duruşma kaçırmamaya, dilekçelerin son gününü atlamamaya, girdiğiniz duruşmalarda verilen yeni duruşma günlerini işlemeye özel önem gösterin.

Son olarak, malesef ki, ne kadar az maaşa razı olursanız, o kadar kıymetlisinizdir patronun gözünde. Hakkınızı isterseniz, açgözlü olursunuz. Aza tamah edeceksiniz ki patronun gözünde tok gözlü olabilin.

Öyle patron avukatlar vardır ki, zam ayları olan ocak ve haziran öncesi ekibi toplar, gelir azlığından, masrafların çokluğundan yakınır. Üstüne bir de her bir çalışanı güzelce bir fırçalar ki zam beklentisi olmasın çalışan avukatın. Ancak bunu öyle güzel bir üslupla yapar ki, yeriyor mu, övüyor mu anlayamazsınız. Aldığınız maaşı sonuna kadar hakettiğinizi söyler. Ancak kapasitenizin çok az bir kısmını kullandığınızdan yakınır. Sende o potansiyel var, sen verimini arttır ki ben de maaşını arttırayım der özetle… Siz de maaş artışı yerine aldığınız gazla kalırsınız.

Kalıcı değilsiniz. Ancak giderken de iyi anılmak istersiniz herkes gibi… O yüzden siz işinizi hakkını vererek yapın ki, eleştirecek bir şey bulamasınlar. Hala buluyorlarsa da aldırmayın, eleştiri, patron avukatların mizacında var…

20870cookie-checkPatron avukatı mutlu etmenin sırları

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*