Tüketici hukukunda ayıplı mal ile ilgili bilinmesi gerekenler

07.11.2013 tarihinde kabul edilip, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. ve devamı maddeleri, ayıplı malın tanımı, ayıplı maldan sorumluluğu, ayıplı mal durumunda ispat yükünü, tüketicinin seçimlik haklarını ve ayıplı malda zamanaşımını ayrı ayrı düzenlemektedir.

6502 Sayılı Kanun’un 3. Maddesi, tüketiciyi, Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlamıştır. Dolayısı ile, ihtilafa uygulanacak kanunun belirlenmesi açısından, ürün veya hizmetin hangi amaçla satın alındığı önemlidir. Kanundaki tüketici tanımından yola çıkılacak olursa, eğer ayıba konu ürün veya hizmet, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla satın alınmışsa, işlemin tarafının gerçek veya tüzel kişi olduğuna bakılmaksızın, doğacak ihtilafta 6502 sayılı kanun uygulanacaktır.

Ürün veya hizmetin, ticari veya mesleki amaçla satın alınmış olması durumunda ise, ihtilafa Tüketicinin Korunması hakkında kanun hükümlerinin tatbik edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlarda ihtilaf, Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu’nun konuya ilişkin maddeleri ile çözümlenecektir.

6502 Sayılı Kanun, adından da anlaşılacağı üzere, satıcıya karşı zayıf durumda olan tüketiciyi koruma amacıyla düzenlendiğinden, kanundaki düzenlemeler, daha çok tüketici lehinedir. Ancak Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu’ndaki ayıplı mala ilişkin düzenlemelerde, böyle bir ayrıcalık söz konusu değildir.

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Vaat edilen ile teslim edilen ürün arasında fark bulunması ya da ürünün beklenen özellikleri taşımaması durumunda, tüketicinin, ürünü satın alma yolundaki iradesinin fesada uğradığından bahsedilebilir.

Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.

Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.

Satıcının, satışa konu malı, sözleşmeye uygun olarak tüketiciye teslim mükellefiyeti bulunmaktadır. Satıcı, kural olarak, satışa konu malın ilan ve reklamlarında yer alan özellikleri taşıyacak şekilde tüketiciye tesliminden sorumlu ise de, bu reklamların, kendisinden kaynaklanmadığını ve bu açıklamalardan haberdar olmayıp, haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini ispat edebilir ise, açıklamanın içeriğinden sorumlu olmayabilecektir.

İki tür ayıp söz konusudur. Bunlardan birincisi açık ayıp, diğeri ise gizli ayıptır. Maldaki ayıp, bazı durumlarda teslim anında açık bir şekilde ortada iken, bazı durumlarda sonradan ortaya çıkabilir. Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilmektedir. Bu gibi durumlarda, malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmayacaktır.

Eğer tüketici, sözleşmenin yapıldığı tarihte ayıptan haberdar ise yada haberdar olması kendisinden bekleniyor ise, sözleşmeye aykırılıktan bahsedilemeyecektir.

Eğer mal, ayıplı olarak satılıyor ise, ayıplı mal üzerine, etiketine veya ambalajına, tüketicinin kolayca okuyabileceği şekilde maldaki ayıba ilişkin açıklayıcı etiket konulması gerekmektedir. Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünlerse hiçbir surette piyasaya arz edilemezler. Bu tür ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.

Tüketicinin, satın aldığı malın ayıplı olduğu anlaşılırsa, tüketici, 4 seçimlik haktan birini kullanabilir. Bu haklar;

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  • İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini istemedir.

Satıcı, tüketicinin tercih ettiği hakkı kabul etmek yükümlülüğündedir.

Seçimlik haklardan ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları , satıcıdan ayrı olarak, üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Satıcı, üretici ve ithalatçı, malın ücretsiz onarımı veya misli ile değiştirilmesinden  müteselsilen sorumludurlar. Eğer üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat edebilirse sorumlu tutulmayacak olup, bu kez sadece satıcıdan talepte bulunulabilecektir.

Eğer malın ücretsiz onarımı yada ayıpsız misli ile değiştirilmesi satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecekse, tüketici, sözleşmeden dönerek ödediği bedeli isteyebileceği gibi, ayıp oranında bedelden indirim hakkını da kullanabilir. Orantısızlığın belirlenmesinde, ayıbın önemi, malın ayıpsız değeri,  ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

Eğer tüketici, ücretsiz onarım ya da malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçimlik haklarından birini seçerse, kendisine bu talep yöneltilen satıcı, üretici veya ithalatçı en fazla  30 iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlardaysa 60 iş günü içinde talebi yerine getirmek zorundadır.

Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği ekinde yer alan listede, belirli ürünler için azami tamir süreleri belirtilmiş olup, listeye buradan ulaşabilirsiniz. Liste incelendiğinde görüleceği üzere, cep telefonları, bilgisayar ve diğer elektronik ürünlerde, azami tamir süresi 20 iş günü, binek otomobillerde 30 işgünüdür. Tüketicinin yapması gereken, önce listede satın aldığı fakat ayıplı çıkan ürünün olup olmadığına bakmak, ürün listede mevcut ise, azami tamir süresini inceleyip ona göre hareket etmek olmalıdır. Tüketicinin ücretsiz onarım talebi, listede belirtilen azami tamir süresi içinde yerine getirilmelidir. Aksi taktirde tüketici, diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.

Eğer tüketici, sözleşmeden dönme veya bedelden, ayıp oranında indirim seçimlik haklarından birini kullanmış ise, ödemiş olduğu bedelin tamamı veya yapılan indirim tutarı, tüketiciye derhal iade edilmelidir.

Seçimlik hakların kullanılmasıyla ortaya çıkan tüm masrafların, karşı tarafça karşılanması gerekir. Tüketici, 6098 ayılı Türk borçlar Kanunu uyarınca, şartları mevcut ise tazminat da talep hakkına sahiptir.

Ayıplı mala ilişkin talepler, iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, zamanaşımı yine 2 yıldır. Eğer ayıp, konut veya tatil amaçlı gayrimenkule ilişkin ise, zamanaşımı süresi, gayrimenkulün tesliminden itibaren 5 yıldır. Taraflar, sözleşme ile, zamanaşımı için daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak bu süreyi sözleşmeyle kısaltamazlar.

Eğer ürün ikinci el ise, satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıllık zamanaşımına tabidir. Konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.

Eğer maldaki ayıp hile yoluyla gizlenmişse veya satıcı ağır kusurlu ise, zamanaşımı söz konusu olmayıp, tüketici her zaman talep ve dava hakkına sahiptir.

Eğer mal, ayıplı olduğu bilinerek satın alınmış ise, malı ayıplı olduğu için muayyen bedelinin altında satın alan ve maldaki ayıbı bilen tüketicinin, daha sonra malın ayıplı olduğunu iddia ederek satıcıdan talepte bulunması mümkün değildir.

Konuya ilişkin örnekler verecek olursak;

Satın aldığı ikinci el aracın kilometresinin düşürüldüğünü sonradan öğrenen tüketici için, maldaki ayıp hile ile gizlendiğinden, zamanaşımı hükümleri işlemeyecektir. Tüketici, bu gibi durumlarda, seçimlik hakları ile birlikte satıcıdan tazminat talebinde bulunabileceği gibi, nitelikli dolandırıcılık nedeniyle savcılığa suç duyurusunda da bulunabilir.

Ancak bazen, öyle zamanlar olur ki, satıcı da, aracın ilk sahibi değildir. Kilometredeki değişiklik, kendisinden önceki malikler tarafından yapılmış, dolayısı ile satıcı da bu durumu bilmiyor olabilir. Böyle bir durumun ortaya çıkması, malın ayıplı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden, satıcı, ayıp için tüketiciye karşı sorumlu olacaktır. Satıcının bu durumu bilmemesi, kendisini sadece cezai sorumluluktan kurtaracaktır.

Satıcının, aracın kilometresinin, kendisinden önceki malikler tarafından düşürüldüğünü tüketiciye söylemesi, tüketicinin de bunu bilerek ürünü satın almış olması durumunda, tüketici, araca, rayiç bedelinden daha düşük bir bedel ödeyeceğinden ve bu durumu bilerek aracı satın aldığından, satıcıdan geriye dönerek talepte bulunamayacaktır. Ancak bu gibi durumlarda, tüketicinin bu durumu bildiği hususu önem kazanmaktadır. Dolayısı ile eğer satıcı iseniz, ileride ağır cezalık bir suç olan nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık sıfatıyla yargılanmak istemiyorsanız, sattığınız maldaki ayıbı alıcı /tüketiciye bildirmeniz, tüketicinin de bu durumu bilerek aracı (veya satışa konu malı) satın almayı kabul ettiğine dair bir tutanak tutarak bunu alıcıya imzalatmalısınız.

Maldaki ayıp nedeniyle tüketicinin maddi zarara uğraması mümkün olduğundan, uğranılan maddi zararı ispat etmek şartıyla, tüketici, maddi tazminat talebinde bulunabilir. Ancak satın aldığı mal nedeniyle tüketicinin manevi zarara uğraması, istisnai haller hariç, pek mümkün bir durum değildir. Hukuk sistemimizde, tazminat miktarları belirlenirken, talep edenin, sebepsiz yere zenginleşmemesi esas alındığından, tazminat taleplerinde, Amerikan tazminat sisteminden esinlenip, uçuk rakamlar talep etmemekte fayda vardır. Aksi taktirde, satıcının kendisini vekille temsil ettirdiği durumlarda, tazminat alayım derken, karşı taraf vekalet ücreti ödemek durumunda kalabilirsiniz…

2 Cevap

  1. Merhaba benim aldigim akilli telefonun bir sure sonra ekraninda problem ortaya cikti.servise goturdugumde bana sormadan urunun degisim islemini yaptilar ve bedel iadesi istedigimde islemler yapildi gerekcesiyle kabul etmediler.urun ayipli mal kategorisine girer mi ve urunu teslim almadigim icin degisimi iptal ettirip bedel iadesi alabilir miyim ?

  2. Mehmet Karayiğit

    İyi günler,
    Değerli zamanızı alacağım cevabınızı bekliyorum
    Olayı özetleyeyim ,
    Sıfır araç aldım 2009 yılında ve sürekli arizalandigi için mahkemeye gittim. Hem asliye hukuk mahkemesinde hemde yargıtay da bizi haklı buldu. Sonuçta yargitay aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verdi. Fakat bu araç Türkiye ye gelmiyor yani ellerinde yok. Bu yüzden aracımı misliyle degistiremiyorlar. Bundan sonraki adım olarak ellerinde olmamasından dolayı diğer seçimlik hakkımı kullanabilir miyim. veya bunu yaparsam nasıl yapmam gerekir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

Refresh