İlamda hükmedilen vekalet ücretinin kime ait olduğuna ilişkin Yargıtay kararları

Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmü emredici nitelikte olmayıp aksine sözleşme yapılabilir.
Avukatlık Yasasının 164. maddesinin son fıkrasında, avukatla iş sahibi arasında aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça, tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin avukata ait olacağı hükme bağlanmıştır. Davacı avukat müvekkili davalı bankaya vermiş olduğu 15.4.1986 tarihli taahhütnamenin 5. maddesinde “dava ve icra dairelerince hasma tahmil ve banka tarafından tahsil edilecek vekalet ücretinin %50’si verilmek, %50’si bankaya ait olmak üzere yürütmeyi, alacağın tahsili nispetinde ücreti vekalet alacağını, bunun dışında bir ücret talep etmeyeceğini” kabul etmiştir. Davacı avukatın davalı Bankaca da kabul edilen bu irade beyanı, az yukarıda açıklanan Avukatlık Yasasının 164/son fıkrasına uygun olup hukuken geçerlidir ve bağlayıcıdır. (Y. 13. HI). 19.3.1991,201 -3235)

Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmü emredici nitelikte bir hüküm değildir. Karşı yana yükletilen avukatlık ücretinin kısmen veya tamamen iş sahibine ait olacağına ilişkin sözleşme yapılabilir.
Dava dilekçesinde 1.302.162.000 lira borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde, “sözleşmeli avukat” olarak davalı Bolu İl Özel idaresinde görev yaptığını, davalı idarenin 2002 yılı içerisinde ödenen vekalet ücretinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 311 sayılı KHK-1 maddesi ile değişik 146. maddesi ile öngörülen miktarı aşamayacağını ileri sürerek iadesini istediğini belirterek borcunun bulunmadığının tespitini istemiştir.
Davalı idare davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 son hükmü uyarınca dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı, aksine sözleşme yapılamayacağı, anılan hükmün vekalet ücretine sınır getiren 657 sayılı Yasaya nazaran özel yasa olduğu neden gösterilerek, dava sonunda tarifeye göre taraflara yükletilecek vekalet ücretinin tamamının avukata ait olacağı yargısına varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Yasasının 4667 sayılı Yasa ile değişik md. 164 f. son uyarınca “Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti, avukata aittir.”
Uyuşmazlık, yukarıda anılan hükmün taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanıp, uygulanamayacağı ve aksinin sözleşme ile kararlaştırılıp kararlaştırılamayacağı noktasındadır.
Davacı ile davalı Bolu İl Özel İdaresi arasında yapılan 1.1.2001 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” ile, davacı avukat, kurumun avukatlık hizmetlerini üstlenmiş, karşılığında her ay kendisine (brüt 190.000.000) TL. ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin 1. maddesinde “Mahkemeler ve İcra Dairelerince tahakkuk ettirilecek vekalet ücretinin ayrıca ödeneceği, ancak ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 311 sayılı KHK’nın 1. maddesi ile değişik 146. maddesinde belirtilen miktarı geçemeyeceği” koşulu yer almaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlık Sözleşmesinin Kapsamı” başlığını taşıyan 163. madde hükmüne göre, Avukatlık Sözleşmesinin belli bir hukuki yardım ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Taraflar arasındaki sözleşme, avukatlık hizmeti üstlenilen bir hizmet sözleşmesi olarak düzenlenmiş, avukatlık hizmetinin karşılığı olarak her ay belli bir ücret ile birlikte 657 sayılı Kanunun hükümleri ile sınırlı olmak üzere vekalet ücreti adı altında ödeme yapılacağı kararlaştırılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunun 164. maddede tanımlanan “Avukatlık ücreti ise avukatın (belirli) hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” O nedenle taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde yer alan “ücret” miktarı Avukatlık Kanunu 164. maddesi ile tayin edilemez.
1136 sayılı Kanunun 164. maddesinde yer alan “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa belirlenecek vekalet ücreti avukata aittir.” hükmü, taraflar arasındaki sözleşmeye de uygulanabileceği bir an için kabul edilmiş olsa dahi, sözleşmenin 4. maddesinde, taraflar dava sonunda tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağını, ancak bu miktarın 657 sayılı Yasa ile sınırlı olarak ödenebileceğini serbest iradeleri ile kararlaştırmışlardır. Bu hükmün geçerli olup olmadığı BK. mad 19/11-20 ye göre değerlendirilmelidir.
BK. mad. 19/11-20/1 uyarınca emredici hukuk kurallarına, ahlaka (adaba) kamu düzenine yahut kişilik haklarına aykırı olmamak koşulu ile taraflar akdin muhtevasını diledikleri gibi kararlaştırabilirler.
Anılan hükmün emredici olup olmadığı ise öncelikle metnin yazılışından düzenleme amacından anlaşılır. Genel ahlak kamu düzeni, kişilik hakları, zavıfın korunması amaçlanan hükümler emredicidir. Avukatlık Kanunu mad. 164/2. fıkrasında yer alan “yüzde yirmi beşi geçmemek üzere” üçüncü fıkrada “mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz” keza “Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz” ifadelerine rağmen mahkemece karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağına ilişkin mad. 164/f.son hükmü yasaklayıcı bir anlatım içermediği gibi bu hükmün genel ahlak, kamu düzeni kişilik hakları ve zayıfın korunması haklarına ilişkin olmadığı bu nedenle düzenleyici norm olduğu kabul edilmelidir.
Bundan ayn 164. maddenin son fıkrasında yer alan “aksi kararlaştırılmadıkça” ifadesinin 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen metinde yer almaması bu hükmün (164. maddenin son fıkrası (ilk) cümlesinin) aksine sözleşme yapılamayacağı sonucunu doğurmaz. Böyle bir düzenleme ile hükmün yasak -buyruk- koyan emredici hukuk normu haline geldiği de kabul edilemez. (Y. 1. HD. 14.7.2005, 7644 – 7978)

HUMK’un 423. maddesine göre yargılama gideri ve vekalet ücreti davanın taraflarına verilir veya yüklenir. 1136 sayılı Av.K.’nın 164. maddesindeki hüküm, vekil ve müvekkil arasında çıkacak uyuşmazlıklarda uygulanır. Onun için davadan feragat sebebi ile tarafların anlaşmasına uyularak davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olması vekili ilgilendirmez. Av.K.’nın 165. maddesindeki hüküm de vekile temyiz hakkı vermez. Sadece bu konuda kendi adına bir dava açma imkanı sağlar. Bu bakımdan temyiz dilekçesinin reddi gerekir. (Y. 2. HD. 19.12.1977 8583-8736)

Davacı, avukat olduğunu, aralarında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamasına rağmen davalılara ait bir çok iş, icra takibi, davalılarını takip ettiğini, ekonomik kriz nedeniyle ücretini ödemediklerini, 25.2.2002 gününde ücret alacağı yönünden 6.665.000.000 TL. hesap çıkardığını, davalıların 8.6.2002 gününde gönderdikleri faks yazısıyla ücretin yüksek olduğunu bildirdiklerini, 10.6.2002 gününde de kendisini haksız olarak azlettiklerini ileri sürerek toplam 6.665.000.000 TL alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının kendilerine hakaret etmesi sonucu azlettiklerini, bir kısım ödemelerini bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu gerekçe gösterilerek bilirkişi raporuna ve ek raporu da esas alınmak suretiyle 4.705.764.496 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki 10.7.2002 tarihli dava dilekçesinin incelenmesinden davacının davalı tarafa vekaleten takip ettiği icra dosyalan ve dava dosyalan yönünden karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti yönünden herhangi bir talebi yoktur. Her ne kadar hükme esas alınan 3.10.2005 tarihli bilirkişi ek raporunda Avukatlık Kanununun 4667 sayılı yasa ile değişik 164/son maddesindeki “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukat aittir.“hükmünün emredici nitelikte olduğu belirtilerek hesaplama yapılmış ise de öncelikle talep edilmeyen bir konuda karar verilmiş olması HUMK’un 74. maddesine aykırılık teşkil edeceği gibi az yukarıda açıklanan Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmü de emredici nitelikte bir hüküm ihtiva etmemektedir. Taraflar her zaman bunun aksi yönünde sözleşme düzenleyebilirler. Hal böyle olunca davalıların karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinden de sorumlu tutulmuş olmaları doğru bulunmamıştır. Öyle ise mahkemece, bu davaya konu edilen dava ve icra takip dosyaları yönünden karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretine ilişkin hesaplama dikkate alınmaksızın kara verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 18.4.2004, 2854 – 6117)

Beğendim(0)Beğenmedim(2)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

eşya depolama