Görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında avukatlık ücretine ilişkin Yargıtay kararları

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yenileninceye kadar işlemsiz bırakılan davanın, üç aylık süre içerisinde yenilenmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davalı Kurum lehine 1/3 oranında maktu avukatlık ücretine hükmedilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1. maddesine göre “Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.”
Tarifenin 7/1. maddesinde ifadesini bulan “delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesi” kavramının 1.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nm basit yargılama usulünü düzenleyen 316-322. maddeleri çerçevesinde nasıl anlaşılması gerektiğinin açıklanması gerekmektedir.
HMK’nın 318. maddesine göre “Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.”
HMK’nın “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320. maddesine göre mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebilir ise de daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
Tahkikat, iki tarafın esas dava hakkında göstereceği bütün iddia ve savunmaların birlikte incelendiği, tarafların gösterdikleri delillerin ileride hükme esas alınmak üzere ispat hukuku kurallarına göre değerlendirildiği aşamadır. Ön inceleme aşamasında veya öncesinde HMK’nın 318. maddesine uygun bir biçimde taraflarca deliller sunulmuş olsa dahi tahkikat aşamasına geçilmediği müddetçe delillerin ispat hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilmesine de geçilmez. Bu nedenledir ki tahkikat aşamasına geçilmeyen hallerde delillerin sunulmuş olması Tarifenin 7/1. maddesinde ifadesine göre delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesi olarak nitelendirilemez. Tahkikat aşamasına geçilmesi halinde ise delillerin Yasa’nın 318. maddesine uygun bir biçimde ön inceleme aşamasında veya öncesinde yada tahkikat aşamasında sunulması halinde Tarife ile belirlenen ücretin tamamına hükmedilmesi gerekir.
Yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında, mahkemece ön inceleme aşamasında karar verilmesi halinde Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin yarısına, tahkikat aşamasmda karar verilmiş ise delillerin tahkikat aşamasında veya daha önce sunulmuş olması koşuluyla Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin tamamına, tahkikat aşamasmda karar verilmiş ancak deliller sunulmamış ise yine Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekir.
Öte yandan, iki tarafın esas dava hakkında göstereceği bütün iddia ve savunmalar birlikte incelenmediği takdirde gerçek anlamda tahkikat aşamasına geçildiği kabul edilemeyeceğinden; ön inceleme duruşmasının sona erdiği belirtilerek usulen tahkikat aşamasına geçilmesi veya ön inceleme ile tahkikat aşamasının birleştirilerek aynı oturumda görülmesi hallerinde dahi avukatlık ücretinin yukarıdaki gibi belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafça davanın işlemsiz bırakıldığı, davanın üç aylık süre içerisinde de yenilenmediği, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ancak; davalı Kurum lehine 1/3 oranında avukatlık ücretine hükmedildiği, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde “delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirildiği” kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1. maddesine göre Tarife ile belirlenen maktu avukatlık ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, 1/3 oranında maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamak düzeltilerek onanmalı- dır. (Y. 21. HD. 20.1.2014, 2014/184-2014/741)

Dava, fiilen el alınmadığı halde idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 7. ve 8. maddeleri uyarınca düzenlenen 1/1000 ölçekli imar uygulama planına göre kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazın bu durumu nedeniyle kullanım hakkının kısıtlanmasına dayalı taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, uygulama ve öğretide; idarelerin hizmetlerin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler idari işlem, görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmaları idari eylem olarak tanımlandığı, somut olayda; idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığının, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olduğunun kabulünün gerekeceği, yine Uyuşmazlık Mahkeınesi’nin 9.4.2012 gün 2011/238 Esas-2012/63 Karar ve 2012/41 Esas-2012/77 Karar sayılı kararı ile fiili el atmanın olmadığı durumlarda idari yargı yerinin görevli bulunduğunun oybirliği ile karara bağlandığı dikkate alındığında, 6487 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce de idari yargı yeri görevli olup, davada Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/3. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığından davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı idare yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değil ise de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçeli kararın hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.500 TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı Melikgazi Belediye Başkanlığına verilmesine” ibaresi yazılmak suretiyle 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde gözetilerek HUMK.nun 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilmesine karar verildi. (Y. 18. HD. 20.11.2014, 2014/17559 – 2014/16633)

Dava, taşınmaz malın bir kısmına fiilen el atılmadığı halde idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 7. ve 8. maddeleri uyarınca düzenlenen 1/1000 ölçekli imar uygulama planına göre kamu hizmetine tahsis edilen taşınmaz malın bu durumu nedeniyle kullanım hakkının kısıtlanmasına dayalı taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, uygulama ve öğretide; idarelerin hizmetlerin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler idari işlem, görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalan idari eylem olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın bir kısmına ilişkin olarak idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığının, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olduğunun kabulünün gerekeceği, yine Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 9.4.2012 gün 2011/238 Esas – 2012/63 Karar ve 2012/41 Esas – 2012/77 Karar sayılı karan ile fiili el atmanın olmadığı durumlarda idari yargı yerinin görevli bulunduğunun oybirliği ile karara bağlandığı dikkate alındığında, 6487 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce de idari yargı yeri görevli olup, davanın bu niteliğine göre vekille temsil edilen davalı Karşıyaka Belediyesi Başkanlığı yaranna maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 6487 sayılı yasa uyarınca gönderme karan niteliğinde görevsizlik kararı verildiği gerekçe gösterilerek vekalet ücreti verilmemesi doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca 1.320,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına karar verildi. (Y. 18. HD. 20.11.2014, 2014/6508 – 2014/16564)

Dava, Sigorta Primine Esas Kazanç Tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yenileninceye kadar işlemsiz bırakılan davanın, üç aylık süre içerisinde yenilenmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davalılar lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1. maddesine göre “Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.”
Tarifenin 7/1. maddesinde ifadesini bulan “delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesi” kavramının 1.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünü düzenleyen 316-322. maddeleri çerçevesinde nasıl anlaşılması gerektiğinin açıklanması gerekmektedir.
HMK’nın 318. maddesine göre “Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.”
HMK’nın “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320. maddesine göre mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebilir ise de daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartlan ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
Tahkikat, iki tarafın esas dava hakkında göstereceği bütün iddia ve savunmaların birlikte incelendiği, tarafların gösterdikleri delillerin ileride hükme esas alınmak üzere ispat hukuku kurallarına göre değerlendirildiği aşamadır. Ön inceleme aşamasında veya öncesinde HMK’nın 318. maddesine uygun bir biçimde taraflarca deliller sunulmuş olsa dahi tahkikat aşamasına geçilmediği müddetçe delillerin ispat hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilmesine de geçilmez. Bu nedenledir ki tahkikat aşamasına geçilmeyen hallerde delillerin sunulmuş olması Tarifenin 7/1. maddesinde ifadesine göre delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesi olarak nitelendirilemez. Tahkikat aşamasına geçilmesi halinde ise delillerin Yasa’nın 318. maddesine uygun bir biçimde ön inceleme aşamasında veya öncesinde yada tahkikat aşamasında sunulması halinde Tarife ile belirlenen ücretin tamamına hükmedilmesi gerekir.
Yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında, mahkemece ön inceleme aşamasında karar verilmesi halinde Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin yarısına, tahkikat aşamasında karar verilmiş ise delillerin tahkikat aşamasında veya daha önce sunulmuş olması koşuluyla Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin tamamına, tahkikat aşamasında karar verilmiş ancak deliller sunulmamış ise yine Tarife ile belirlenen avukatlık ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekir.
Öte yandan, iki tarafın esas dava hakkında göstereceği bütün iddia ve savunmalar birlikte incelenmediği takdirde gerçek anlamda tahkikat aşamasına geçildiği kabul edilemeyeceğinden; ön inceleme duruşmasının sona erdiği belirtilerek usulen tahkikat aşamasına geçilmesi veya ön inceleme ile tahkikat aşamasının birleştirilerek aynı oturumda görülmesi hallerinde dahi avukatlık ücretinin yukarıdaki gibi belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafça davanın işlemsiz bırakıldığı, davanın üç aylık süre içerisinde de yenilenmediği, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar verdiği, ancak davalılar lehine avukatlık ücretine hükmedilmediği, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde “delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmediği” kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1. maddesine göre Tarife ile belirlenen maktu avukatlık ücretinin yansına hükmedilmesi gerekirken, avukatlık ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamak düzeltilerek onanmalıdır. (Y. 21. HD. 14.1.2014, 2013/22275 – 2014/329)

Dava, tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kiralanana yaptığı tadilat masraflarının tazminini istemiş, mahkemece uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.nun 4/1 -a maddesi uyarınca görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ve davalı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK.nun 331/2. maddesinde “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemede hükmedilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece görevsizlik kararı verildiğine göre vekalet ücretinin görevli mahkemece takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değilse de bu kararın bozularak yeniden yargılama yapılmasında usul ekonomisi yönünden yarar görülmediğinden hüküm kısmının 2. fıkrasında yazılı “Avukatlık ücret tarifesinin 7/1. maddesi uyarınca davalı vekili için takdir olunan 660.- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” ibaresinin çıkarılarak yerine “davalılar vekili yararına vekalet ücreti takdirinin görevli mahkemece değerlendirilmesine” ibaresinin eklenmek suretiyle hüküm kısmının düzeltilerek onanmasına karar verildi. (Y. 6. HD. 13.1.2013, 2013/7110 – 2014/27)

Mahkemece eldeki davaya bakmanın iş mahkemesinin görev alanına girdiği görevli ve yetkili mahkemenin yargı çevresi itibariyle Bakırköy iş Mahkemesi olduğu gerekçesiyle temyize konu hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece görevsizlik karan verildiği için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek davalı yararına vekalet ücreti verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. Maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (Y. 13. HD. 24.4.2012, 2011/17468 – 2012/11027)

Yetkisizlik kararı verilmesi halinde mahkemenin vekalet ücreti takdir etmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, taraflar arasındaki sözleşmede yetki kaydının bulunmadığı, Aydın’da düzenlendiğinin anlaşılamadığı, davada genel yetki kurallarına göre davalının ikametgahı yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinden talep halinde dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, yetkisizlik ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
25.4.1995 gün ve 9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile yetkisizlik kararı verilmesi halinde de mahkemenin vekalet ücreti takdir etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Davah, usulüne uygun olarak tanzim edilmiş ve dosyaya ibraz edilmiş vekaletname uyarınca kendisini vekil ile temsil ettirmiştir. O halde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri dikkate alınarak davah yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. (Y. 11. HD. 20.2.2006, 2005 – 1642)

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
PaylaşShare on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Google+0

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

6 + 2 =


pendik escort
kartal escort
umraniye escort
Atasehir escort
istanbul escort
pendik escort