Ölüm cezası hakkında bilinmesi gerekenler

Ölüm cezası, yargı mercilerince, suçun karşılığı olarak mahkumun hayatına son verilmesidir. Cezanın infazına ise idam denilmektedir. Uygulamada, bu iki kavram birbirine karıştırılmakta, ceza, ölüm cezası değil, idam cezası olarak adlandırılmaktadır.

Bir kısım hukukçular tarafından desteklenen, bir kısmı tarafındansa şiddetle karşı çıkılan ölüm cezası, oldukça tartışmalı bir konudur.

Ölüm cezasına karşı çıkanlar;

-Kimi durumlarda, yeni delillerin ortaya çıkması ile yeniden yargılanma yapıldığında daha önceden ölüm cezasına mahkum edilen kişilerin masum olduğunun ortaya çıkabildiğini, bunun bir çok örneğinin bulunduğunu, ölüm cezasının infazı halinde çoktan iş işten geçmiş olacağını,

-Devletin şiddete şiddetle yanıt verilmesinin yanlış olduğunu,

-Bu cezanın, Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin 5. Maddesini ihlal ettiğini,

-Ölüm cezasının caydırıcılığının bulunmadığını, bunun en açık örneğinin Amerika olduğunu, Amerika’da ölüm cezası olmasına rağmen en yüksek suç oranının orada görüldüğünü, bu durumun da cezanın caydırıcılığı bulunmadığının somut göstergesi olduğunu,

-Cezaların temel amacının mahkumun ıslahı ve topluma yeniden kazandırılması olduğunu, idam yolu ile kişinin topluma yeniden kazandırılması gibi bir olasılığın ortadan kalktığını,

-Kaybedecek hiçbir şeyleri olmayan idam mahkumlarının, cezanın infazına kadar diğer mahkumlara, görevlilere zarar verebildiğini,

-En çok da ölüm cezasının insanlık dışı olduğunu ve insanların zihinlerinde olumsuz psikolojik etkiler bıraktığını düşünmekteler.

Kimileri ise, ağırlaştırılmış müebbet hapsin, ölüm cezasından daha ağır bir ceza olduğu, ölüm cezasının infaz edilerek mahkumun acılarının bir seferde sonlandırıldığı, oysa ağırlaştırılmış müebbet cezası alan mahkumun, insan yüzü görmeden, F tipi bir hücrede tek başına yaşayarak yavaş yavaş delirmesinin, mahkum için ölümden daha beter bir acı vereceği düşüncesi ile ölüm cezasını mahkumun kurtuluşu olarak görüp bu ceza türüne karşı çıkmaktadırlar.

Karşı çıkanlar olduğu kadar, ölüm cezasını destekleyen de bir çok kişi bulunmaktadır.

Destekleyenlere göre ölüm cezası;

-Ölüm cezası gerektiren suçu işleyen kişilerin zaten topluma kazandırılmaları gibi bir olasılığın bulunmadığı (huylunun huyundan vazgeçmeyeceği)

-Ağırlaştırılmış müebbet cezası dahi olsa ve mahkumun bundan sonra ömrü boyunca tahliye olmayacak olsa dahi, devlet tarafından ölünceye dek bakılıp beslenmesinin, yatacak yer sağlanmasının, mahkumu ödüllendirmek anlamına geldiğini,

-İnsanların kısasa kısas mantığıyla hareket ettiği ve adalete olan inancın sağlanabilmesi için özellikle adam öldürme suçlarında bunun gerektiğini,

-Yine özellikle adam öldürme suçlarında, bir başkasının hayatını sonlandırarak, mahkumun, kendi yaşama hakkını da kaybettiğini, dolayısı ile ölüm cezasına çarptırılmasında bir orantısızlık bulunmadığını,

-En çok da, mahkumun hayatta kalmasına izin vererek, mağdur yakınlarının, adaletin yerine geldiğine dair tam inançlarının olamayacağını düşünüp, ölüm cezasına destek vermektedirler.

Bu ceza , dünya üzerinde, halen 58 ülkede uygulanmaya devam etmektedir. En yaygın uygulayan ülkeler Asya kıtasında (özellikle Çin’de) dir.

Ölüm cezası halen uygulanan ülkelerde, genellikle vatana ihanet, tasarlayarak adam öldürme, casusluk gibi suçlar için bu ceza uygulanmakta ise de, kimi ülkelerde uyuşturucu ve insan kaçakçılığı için ölüm cezası öngörülmüştür.

Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’nin 2. Maddesi uyarınca ölüm cezası yasaklanmıştır. Aynı şekilde Avrupa Konseyi de ölüm cezasını yasaklamaktadır.

Ölüm cezasının infazı, yukarıda ifade ettiğimiz üzere idam olarak adlandırılmakta olup, idam yöntemi, ülkeden ülkeye değişmektedir.

Kimi ülkelerde asılarak idam (Japonya, İran,Irak,Pakistan,Mısır vb) uygulanmakta, kimi ülkelerde öldürücü iğne ile, elektrikli sandalye ile (Amerika) , kılıçla başı kesilerek (Suudi Arabistan), Recm (Taşlanma) yolu ile (İran, Arabistan), kurşuna dizilerek infaz edilmektedir.

Ülkemizde ise duruma bakıldığında, ölüm cezasına ilişkin hükümler, ilk olarak, 2001 ve 2002 yıllarında yapılan bir kısım değişikliklerden sonra, Anayasa’dan, 5170 sayılı kanun ile 07.05.2004 tarihinde tamamen kaldırılmış, 14.07.2004 tarih ve 5218 sayılı ölüm cezasının kaldırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile de, o dönem yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndan, Anayasa’da yapılan değişikliğe paralel olarak, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ölüm cezasına ilişkin hükümler kaldırılmış / değiştirilmiştir.

Ardından kısa bir süre sonra 26.09.2004 tarihinde kabul edilen ve halen yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çıkarılmış, yeni ceza kanununda ölüm cezasına ilişkin hükümler doğal olarak yer almamıştır.Dolayısı ile 2004 yılından bu yana Türkiye’de ölüm cezasına ilişkin yasa hükmü bulunmamaktadır. Oysa ülkemizde  ölüm cezası uygulamasının son örneği 1984 yılıdır. ( 25 Ekim 1984’te Hıdır Aslan’ın idam edilmesinden bu yana Türkiye’de idam cezası uygulanmamıştır.)

Şimdi de, ölüm cezasının getirilmesinin hangi şartlarda mümkün olduğuna  ve getirilmesi halinde 15 Temmuz darbesinden yargılanacaklara uygulanmasının mümkün olup olmadığına bakacak olursak;

Öncelikle, kanunlar hiyerarşisi uyarınca, hiçbir kanunun, en üstte bulunan Anayasa’ya aykırı olmaması gerekmektedir.

Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. Maddesinin 10. Fıkrasına göre; Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez” denilmek suretiyle, ölüm cezası açık bir şekilde yasaklanmaktadır.

Her ne kadar, iktidar partisinin, Türk Ceza Kanunu’nda, ölüm cezasının geri getirilmesine ilişkin düzenleme yapma hususunda yeterli çoğunluğu bulunmakta ise de, yapılacak bu düzenleme, Anayasa’ya açıkça aykırılık teşkil edeceğinden, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilecektir.

Dolayısı ile ölüm cezasının geri gelebilmesi için tek yol, Anayasanın ve ölüm cezasına konu olabilecek suçların düzenlendiği ceza kanunlarının ilgili maddelerinin değiştirilmesinden geçmektedir.

Peki Anayasa değişikliği için gerekenler nerlerdir?

Bir partinin tek başına Anayasayı değiştirebilmesi için 550 milletvekilinin 2/3’ünün onayı  yani 367 milletvekili gerekmektedir.

İktidar partisinin mevcut milletvekili sayısı, Anayasa değişikliği için bu aşamada yeterli değildir. 367 sayısına ulaşılabilmesi için, tümünün olmasa da bir kısım muhalefet partilerinin de desteği gerekmektedir.

Partilerin milletvekili sayıları bugün itibarı ile aşağıdaki gibidir;

Parti Adı Üye Sayısı
Adalet Ve Kalkınma Partisi 317
Cumhuriyet Halk Partisi 133
Halkların Demokratik Partisi 59
Milliyetçi Hareket Partisi 40
Bağımsız Milletvekili 1
Toplam 550

Ne kadar doğrudur bilinmez, CHP ve HDP’nin, ölüm cezasına sıcak bakmadıkları, MHP’nin ise destek verdiği yönünde haberler çıkmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partsi’nin tüm milletvekillerinin toplamı 357 yaptığından, bu iki partinin onay vermesi, Anayasa değişikliği için yeterli görülmemektedir.

Ölüm cezasının getirilmesi halinde, kuvvetle muhtemel teröre destek verenler için de bu cezanın uygulanması yönünde değişiklik yapılacağından, HDP’nin buna sıcak bakmayacağı, geriye sadece CHP’nin kalacağı, dolayısı ile milletvekili sayıları değişmediği müddetçe, CHP’nin buna olur vermemesi halinde, Anayasa değişikliği bu aşamada pek mümkün görünmemektedir.

15 Temmuz Darbecilerinin idam edilmesi mümkün müdür?

Anayasa değişikliğinin yapıldığını ve ölüm cezasının geri geldiğini varsayalım. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden yargılananlar için bu cezanın infazı hukuken mümkün değildir. Şöyle ki;

Anayasa’nın 38. Maddesine göre,”… Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmü yer almaktadır. Benzer düzenlemeler, Türk Ceza Kanununda da mevcut olup, buna, Ceza hukukunda sanık aleyhine hükümlerin geriye yürümezlik ilkesi adı verilmektedir.

Ceza sistemimize göre, suçun işlendiği tarih, uygulanacak kanunun belirlenmesinde rol oynamaktadır. Suç işlendiği tarihte hangi kanun yürürlükte ise, kural olarak o kanun hükmü uygulanır. Ancak yeni hükümler, sanık lehine ise, lehe olan hükümlerin uygulanması gerekmektedir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ölüm cezasından daha hafif bir ceza olduğundan ve yeni düzenleme, sanığın aleyhine olacağından, sanığa ceza tayininde, eski yasal düzenlemenin uygulanması gerekecektir. Özetle ölüm cezası gelse dahi,  yasa değişikliği, suç tarihinden sonra olacağından, darbenin sorumlularının, ölüm cezasından yargılanmaları hukuken mümkün değildir.

Fiilen uygulanması peki mümkün müdür diye sorarsanız, Anayasa Mahkemesi üyelerini değiştirmeye, Anayasa’yı değiştirmeye gücünüz var ise, bir kulbuna uydurarak  bu da pek ala mümkündür.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

Refresh