Avukatlık anıları – Yalancının mumu

Yazlık bir sitenin kapıcısı, komşu sitenin kapıcısı olan amca oğlunun karısı ile gönül ilişkisine girip kızla kaçmaya karar veriyor. Siteyi de sahipsiz bırakıp kaçıp gidiyorlar.

Bizim site yönetimi de durumu öğrenince, kapıcının yakınlarına haber verip eşyalarını aldırtıyorlar ve yeni bir kapıcı buluyorlar.

Bir süre sonra kapıcı, bizimkilere iş mahkemesinde ihbar kıdem tazminatı talepli dava açıyor. Site yönetimi de bana geliyor, “ne yapabiliriz?” diye soruyor. Cevap süresi geçmiş, fesih haklı ise de usulüne uygun yapılmamış.

Özetle haklı iken haksız duruma düşmüşler.

Yapılacak çok fazla şey olmadığını söylüyorum. Dava dilekçesine bakıyorum, kapıcı son 3 aylık maaş da almadığını iddia etmiş.

-“Ödemediniz mi?” diye soruyorum,

-“Ödedik. Makbuz da aldık ama makbuzları bulamıyoruz” diyorlar.

-“Tanığımız var mı” diyorum.

-“Var ama bizi tanıkla uğraştırma. Herkes işinde gücünde. Bu iş için kimse gelemez” diyorlar.

-“Karakol tutanaklarını istetelim” diyorum, kapıcının amcaoğlunun şikayetçi olmadığını, kendi aralarında sorunu çözdükleri için karakolda tutanak tutulmadığını söylüyorlar.

-“Özetle duruşmaya donla git diyorsunuz” diyorum,

-“E biraz öyle olacak” diyorlar.

-“Siz mevcut delillerle savunmanızı yapın da, site sakinleri neden hiç savunma vermediniz demesinler” diyorlar. İşveren vekilliğine genelde pek sıcak bakmamama rağmen olayın ilginçliği üzerine dosyayı alıyorum. Olmayan mevcut delillerle de savunmamı yazıyorum. Bizimkilere de ödeme dekontlarını bulmalarını sıkı sıkıya tembihliyorum.

Bilirkişi raporu geliyor, karşı taraf davayı ıslah ediyor falan derken bizimkiler dekontları karar duruşmasından bir gün önce bulup bana ulaştırıyorlar.

Son çare olarak yemin deliline dayanmışız. Lakin yemin deliliyle de dava kazanmak mucize biliyorum.

Davacı ve vekili duruşmada hazır. Duruşma başlıyor.

Hakim yemin için davacıyı davet ediyor. Davacı da hazırladığım yemin metnini bir güzel tekrarlıyor;

“…Son üç aylık maaşımı almadığıma, amcamın oğlunun eşi ile siteyi sahipsiz bırakıp kaçmadığıma… “ şerefi namusu  ve kutsal saydığı tüm değerler üzerine bir güzel yeminini ediyor.

Alışık olduğumuzdan şaşırmıyorum…

Söz alıyorum. Dekont asıllarını hakime uzatıp, ödeme belgelerini geç de olsa bulduğumuzu ifade ediyor ve belge asıllarının dosyaya alınmasını ve belgelerdeki imzaların davacıya ait olup olmadığı hususunun sorulmasını istiyorum.

Davacı vekili genç bir arkadaş. Hemen itiraz ediyor.

-“Kabul etmiyoruz bu aşamada yeni delil sunamazlar”.

Ödeme belgelerinin yargılamanın her aşamasında (temyizde dahil) ibraz edilebileceğini hatırlatıp talebimi tekrarlıyorum.

Hakim bizim davacıya dönüp:

-“Demin namus şeref yemin ettin 3 aylık maaşını almadığına. Bu imzalar senin mi?” diye soruyor.

-“Benim imzam S şeklinde, bunlar benim imzam değil” diyor davacı kendinden  oldukça emin bir şekilde.

Hakim dosyanın en altını açıp, davacının avukatına verdiği vekaletnamedeki imzasına bakıyor ve

-“Hani S şeklinde falan değil imzan, makbuzdakilerin aynısı gibi duruyor?” diyor…

Söz alıyorum:

-“Eğer imza inkarı var ise, bilirkişi incelemesi için davacının imza örneklerinin alınmasını istiyorum.”

Davacı vekili müvekkiliyle görüşmek için iki dakika müsaade istiyor. Ardından fısır fısır biraz konuşuyorlar. Sonra söz alıp:

-“Her ne kadar 3 aylık maaşı müvekkilim almamış ise de, bilirkişi incelemesi nedeniyle yargılama uzayacağından ve müvekkilimin de acil paraya ihtiyacı bulunduğundan, biz maaş alacağımızdan vazgeçiyoruz” diyor.

Hakim gülümsüyor ve bana dönüyor.

-“Siz ne diyorsunuz Avukat bey?” diye soruyor

-“Ne diyelim Hakim Bey, lutfettiler, Allah razı olsun…

 

Beğendim(3)Beğenmedim(0)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

eşya depolama