Avukatın telesekreterle imtihanı – Hukukçu anıları

Yıllar önce avukat arkadaşım Yalçın ile bağımsızlığımızı ilan edip kendi büromuzu açmaya karar verdiğimizde, ikimizde de bütçe sınırlı olduğundan, sekreter (modern adıyla asistan)  çalıştıracak paramız yoktu. Avukat adamın telefona kendisinin bakması da yakışmaz. Karar verdik gidip bir telesekreter almaya…

Dedik sekretere para vermedik bari telesekreterimiz iyisinden olsun, kıydık paraya, aldık afillisinden bir tane…

Büroya gelip telesekreteri kurduk.

Neyse taktık kabloları, yaptık bağlantıları.

Sıra geldi ses kaydına…

Yalçın dedi “Abi ben utanırım, sen konuş”

Dedim “Oğlum televizyona mı çıkıyosun, ne utanıyosun konuş sen işte…”

Dedi “Yok, senin sesin karizma, sen konuş”

“Benim sesin nesi karizma, boru gibi. Duyan konuşmanın sonunu beklemeden ürker” falan derken zaten erkek sesi olmasının pek doğru olmayacağına karar verdik.

Düşünmeye başladık kim var sesi güzel diye…

Yalçın: “Abi güzel kızların sesi kötü oluyor. Benim tanıdığım tüm kızlar da güzel. Senin çevrenden birine bakalım”

Koptuk…

“Sesini inceltip bi travesti taklidi yap bakalım” dedim Yalçın’a,

Yalçından gelen cevap:

-“Ayy çapkınnnn”

Koptuk…

Dedi “Abi neyse makara zamanı değil, halledelim şunu”

Dedim “Müvekkiller kapıda sıraya girdi, telefon da çalmak için sabırsızlanıyor acele edelim”

Tam o esnada telefon çalmaz mı,

Koptuk…

Yalçın: “Aha bak sıradalar işte gördün mü!!”

Açtık baktık Telekom’dan internet bağlantısı randevusu için arıyorlarmış, yıkıldık…

Dedik sesi sonra düşünürüz. Kayıt metnini bi ayarlayalım…

-“Fon müziği ne olsun” dedim,

Yalçın: “Demet Akalın’ın bi parçası var onu koyalım”

“Hangisi? diye sordum

Şarkının sözlerini mırıldanmaya başladı ciddi ciddi

Koptuk…

-“Sen onu git ev telefonuna yükle, bize klasik bir şeyler lazım” falan derken baktık zaten telesekreterin kendinden olan birkaç fon müziği dışında ekleme yapılmıyor, neyse müzik derdinden kurtulduk deyip seçtik birini…

Başladık metni hazırlamaya…

Erka hukuk bürosuna hoş geldiniz. Dahili numarayı biliyorsanız lütfen tıklayınız…

Yalçın: “Abi santral mi var ne dahilisi?”

Dedim “Arayan ne bilsin santral olup olmadığını. O bir tuşa basınca biz de telefonu kaldırırız işte çaktırma”

Koptuk…

-“İngilizce de koyalım mı?” dedim,

Dedi “Koy koy havalı olur. Uluslararası hukuk bürosu imajı verir.”

Wellcome to Erka Law Office… Please dial 2 for English falan derken dedik adamın hangi tuşa bastığını nerden bilcez?

Yalçın: “Telefonu kaldırınca helouwww  derse zaten yabancıdır anlarız demez mi..”

Var olmayan yurtdışı müvekkiller için bile hazırlık yapıyoruz. Aynı detaylı performansı senden işlerde de bekliyorum…

Derken benim cep telefonu çaldı.  Baktım avukat arkadaşım Ebru.

Dedi “Hayırlı olsuna geleceğim ofiste misiniz?”

Dedim “Biz de seni bekliyorduk”

-“Nassı yani?” dedi

-“Telesekretere ses kaydı için kadın sesi lazım, seni konuşturalım”

-“Ay ben utanırım konuşamam” demez mi

Koptuk…

Neyse geldi. Sütlü Nuriye de getirmiş sağolsun. Çayımızı demledik. Tatlılarımızı da bir güzel yedik.

Telefonda “Ben konuşamam utanırım” diyen Ebru, birkaç deneme sonrası kabak çiçeği gibi açıldı. Sanırsın haber spikeri. Bir güzel kaydı yaptı sağolsun.

Yalnız öyle bir moda girdi ki,  ofisten giderken yürüyüşü değişmişti  neredeyse…

Böylelikle ofisin sekreter sorununu da geçici de olsa güle oynaya çözmüş olduk…

 

Beğendim(35)Beğenmedim(3)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

eşya depolama