Bölge Adliye Mahkemesi: "Vekalet ücreti uyuşmazlıklarında Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir"

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi,  07.07.2017 tarihli kararında, Yargıtay’ın eski içtihatlarının aksine, Avukat – Müvekkil ilişkisinden doğan vekalet ücreti uyuşmazlıklarında, Tüketici Mahkemelerinin değil, Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğu yönünde karar verdi.

Kararın gerekçesinde, avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” , “sağlayıcı” , “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundaki “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan avukatlık sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğine hükmetti.

Bize göre yerinde bir karar.. Ne diyelim, aklın yolu bir…

Kararın tam metnini aşağıda paylaşıyoruz.

 

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. Hukuk Dairesi

DOSYA NO 2017/1233

KARAR NO 2017/993

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

….

Kanıtlar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece verilen “görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine” dair karara karşı davalı tarafça

istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü.

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

 

Davacı, avukat olup, davalı tarafından verilen 27.04.1995 tarihli vekaletname ile uzun yıllar davalının taraf olduğu dava dosyalarını takıp ettiğim, bu nedenle davalıdan avukatlık ücreti ve masraf alacaklarının bulunduğunu, davalının bu borçlardan kurtulabilmek için asılsız iddialarla kendisini azlettiğini, azlin haksız olduğunu ileri sürerek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.00 TL alacağının 27.01.2012 tarihinden itibaren  işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. yasal faiz, de birlikle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

 

Davalıya tebligat yapılmamıştır.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

 

Mahkemece. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince avukatlığın kamu hizmeti ve

serbest bir meslek olduğu, avukatların yargısal faaliyetlerini icra ederken  6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da tanımlanan sağlayıcı veya  satıcı sıfatına sahip olmadıkları, avukatlık hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu,  yargısal faaliyeti gerektiren kamusal nitelikleri nedeniyle avukatlara  verilen vekaletnamenin 6502 sayılı Kanun’un 3-1-1 maddesinde belirtilen tüketici işlemi kapsamında  olduğunun kabul edilmeyeceği, avukatlık sözleşmesinde, sözleşmenin bir tarafı olan müvekkilin  Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, bu sözleşmenin   bir “tüketici işlemi olmadığı gibi, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren   ve hizmet sunan bir “sağlayıcı” da olmadığı, dolayısıyla davaya bakma görevinin  Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında bulunduğu kabul edilmek suretiyle mahkemenin   görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

 

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar (davalının vefatı üzerine mirasçıları), taraflar arasındaki vekalet sözleşmesinden

kaynaklanan ihtilafın, tüketici işlemi olması nedeniyle. Tüketici Mahkemesinde görülmesi

gerektiğini, yerel mahkemenin aksi kanaatle yazılı şekilde davanın görev yönünden  reddine karar vermesinin yerinde olmadığım ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

 

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, davacı avukat tarafından açılan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalıyı vekili olarak temsil ettiğini, ancak vekalet ücretini alamadığını ileri sürerek, ücret alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır.

 

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece de belirtildiği üzere; avukatlık sözleşmesinde avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” , “sağlayıcı” , “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan avukatlık sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece verilen görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

 

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-           Davalıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/l maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-           Davalı taraf, harçtan muaf olduğundan, peşin alınan istinaf kanun yoiuna başvurma harcı ile istinaf karar ve ilam harcının davalılara iadesine.

3-           isîinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalılar üzerinde bırakılmasına.

4-           İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine

 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/07/2017 tarihince oybirliği ile kesin olarak karar verildi. …

 

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*