Meşru savunma (meşru müdafaa, haklı savunma) hakkında bilinmesi gerekenler

Meşru savunma, bir kimsenin, kendisini veya başkasını hedef alan bir saldırıya karşı, savunma amacına yönelik olarak ve bu saldırıyı defedecek ölçüde kuvvet kullanmasını ifade eder.

Bir saldırıya maruz kalan kişi, tabiatı gereğince, bu saldırıyı uzaklaştırmak amacıyla bir tepkide bulunur. Hukuk düzeni, böyle bir tepkiyi, bazı şartların varlı halinde meşru, yani haklı görmektedir. Çünkü saldırı hukuk düzeninin korumak istediği bir hakkı ihlal etmeye yönelmekte ve böyle bir saldırıyı defetmek amacı taşıyan kişinin fiili ise hukukun amacıyla örtüşmektedir.

Aynı zamanda, meşru savunma, devlete ait olan saldırılara karşı kişilerin haklarını koruma görevinin, sıkı şartlara bağlı olarak kişilere bırakılmış olmasını ifade eder. Meşru savunma suçla mücadelede önemli bir araç fonksiyonunu da görerek, suçlular üzerinde caydırıcı bir etki meydana getirir.

 

MEŞRU SAVUNMANIN ŞARTLARI

A-Saldırıya İlişkin Şartlar

1-Bir saldırı olmalıdır:

Saldırıdan maksat, kişinin hukuken korunan değerlerine zarar verme tehlikesi taşıyan veya zarar veren iradi insan davranışlarıdır. Saldırının maddi nitelikte bir fiil olması gerekirse de mutlaka cebir ve şiddet şeklinde tezahür etmesi zorunlu değildir. Bu  itibarla mahiyetleri gereği maddi nitelikte olmayan, örneğin hakaret ve sövme gibi sözlü saldırılara karşı meşru savunma olmaz.

2-Söz konusu saldırı haksız olmalıdır:

Saldırının haksız olup olmadığı yazılı olan, olmayan Türk hukuk düzenine ilişkin kurallar göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Saldırının hukuka aykırı olması yeterli olup, ayrıca suç teşkil etmesi aranmaz. Meşru savunmada bulunan kişi kendisini veya başkasını hedef alan fiilin haksız olduğunu bilmeli ve savunmayı, saldırıyı defetmek amacıyla yapmalıdır.

3-Söz konusu saldırı mevcut olmalı veya gerçekleşmesi ya da tekrarı kesin olmalıdır:

Bu nedenle saldırıya son verip kaçan bir kimsenin arkasından giderek ateş etmek, meşru savunma olarak değerlendirilemez.
Henüz başlamamış gelecekteki muhtemel bir saldırıya karşı da meşru savunmanın varlığı kabul edilemez. Çünkü bu durumda, muhtemel saldırının, devletin yetkili makamlarına bildirilmesi suretiyle engellenmesi mümkündür. Saldırı suç teşkil eden bir haksızlık ise icra hareketlerine başlanmış olunmalıdır.

SALDIRI, İNSAN KAYNAKLI OLMALIDIR
Saldırı bir insandan kaynaklanmalıdır. Ancak saldırıda bulunan kişinin kusur yeteneğine sahip olması önemli
değildir. Hayvanların saldırıları, insanlar tarafından birisine saldırıda araç olarak kullanılmadığı sürece, haksız bir saldırı olarak nitelendirilemez.

KARŞILIKLI ÇATIŞMA VE KAVGA
Karşılıklı çatışma ve kavga gibi hallerde, ilk haksız saldırıya uğrayan kişi meşru müdafaadan yararlanır. Saldırıyı kimin başlattığının belirlenemediği hallerde, meşru müdafaa hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı ise tartışmalıdır. Yargıtay’a göre her iki taraf için de meşru savunma hükmü uygulanmamalıyken; doktrinde her iki tarafa da uygulanması gerektiği yönünde görüşler mevcuttur.

FİİLİN HAKSIZLIĞI YETERLİDİR
Saldırıda bulunan kimsenin fiilinin hukuka aykırı olmakla birlikte, şahsi cezasızlık sebebi veya cezayı ortadan kaldıran şahsi sebeplerin bulunması gibi nedenlerle cezalandırılmaması, fiilin haksızlığını etkilemez. Örneğin saldırganın diplomat veya akıl hastası olması halinde de ortada bir haksız saldırı mevcut olduğundan, bu kişilerin saldırılarına karşı da meşru müdafaa söz konusu olabilecektir.

ÖNCE KIŞKIRTMA, SONRA MEŞRU MÜDAFAA OLMAZ
Haksız tahrik olarak nitelendirilen bir hareketi yapmak kişinin meşru savunma hakkını ortadan kaldırmaz. Çünkü haksız tahrik altında kalan kişinin işlediği fiil hukuka aykırı olma vasfını devam ettirmektedir. Ancak tahrik altında kalan kişinin işlediği fiil hukuka uygunsa, hukuka uygun bir fiile karşı meşru müdafaa söz konusu olmaz.
Bu itibarla, meşru savunmaya karşı meşru savunma mümkün değildir. Karşısındaki kişiyi kendisine saldırmaya kışkırtıp, meşru müdafaa örtüsü altında hukuka uygunluk nedeninden yararlanmaya çalışan kişinin meşru müdafaadan yararlanamayacağını belirtmek gerekir.

4-Saldırı kişilere ait herhangi bir hakka yönelik olmalıdır

Bir kişi gerek kendisinin gerekse başkasının herhangi bir hakkına yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılara karşı meşru savunmada bulunabilir.

Sadece kişiye ait, bireysel hukuki değerlere yönelik saldırılara karşı meşru müdafaa mümkündür. Kamu düzeninin genel olarak ihlal edilmesine yönelik fiiller, aynı zamanda kişinin kendi hakkını da ihlal etmiyorsa, meşru müdafaa mümkün değildir.

Örneğin yoldan geçmekte olan araçların üzerine molotof kokteyl atmak suretiyle araç içerisindeki kişilerin hayatına ya da vücut bütünlüğüne yönelik bir saldırı gerçekleştiren terör örgütü mensuplarının etkisiz kılınması halinde de meşru savunma söz konusudur.

İstisna – Yabancı Devlet Aleyhine Asker Toplama

Özel bir meşru müdafaa hali teşkil eden bu düzenlemeye göre, yabancı devlet aleyhine asker toplama veya hasmane
hareketlerde bulunmayı cezalandıran hükümler, fiili savaş halinde ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında uygulanmayacaktır. Böylece milli direniş hareketleri hukuka uygun bir şekilde düzenlemiş olur.

B-Savunmaya İlişkin Şartlar

1-Savunma saldırıyı uzaklaştırma amacıyla saldırıyı gerçekleştiren kişiye yapılmaldır:

Şayet savunma çerçevesinde gerçekleştirilen fiiller üçüncü kişilere ait hakları ihlal etmişse, bu durumda üçüncü kişiler bakımından meşru savunmanın varlığını kabul etmek mümkün olmayacak; meşru savunmanın maddi şartlarında hata veya hedefte sapma hükümlerine göre durumun değerlendirilmesi gerekecektir.

2-Kişinin üzerinde mutlak surette tasarufta bulunabileceği bir hak olmalıdır:

Beyanda bulunan kişinin, rızaya ehil olması gerekir.İlgili, rıza beyanında bulunmuş olmalıdır

3-Savunmada zorunluluk bulunmalıdır:

Bundan maksat maruz kalınan saldırının, savunma hareketlerini yapmaksızın başka türlü uzaklaştırılma imkanının bulunmamasıdır. Savunmada zorunluluk bulunup bulunmadığı somut olayın o anki koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Savunmanın zorunluluğu, saldırının türü ve ağırlığına, savunmada bulunanın içinde bulunduğu şartlara göre belirlenmelidir. Savunma, saldırıyı sona erdirmek için daha hafif, ancak aynı şekilde etkili bir aracın bulunmaması halinde zorunludur.

4-Saldırı ile bunu savuşturmaya yönelik savunma arasında orantı bulunmalıdır:

Bu koşul, savunmanın meşruluğunun esasını oluşturmaktadır. Savunmanın hukuka uygun olabilmesi; savunma hareketinin, maruz kalınan saldırıyı def edecek ölçüde olmasını gerektirir. Meşru savunmada bulunan kişi, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

Savunmanın saldırıyı def edecek ölçüde olup olmadığı o andaki koşullara göre belirlenmelidir. Sorulacak soru şudur: Somut olayın o anki şartlarına göre savunma hareketi, saldırıyı def edecek ölçüde yapılmış mıdır? Örneğin, kolundaki çantayı almak isteyen hırsızın kolunu kıran kadının hareketi ölçülüdür.

Buna karşılık, malvarlığı hakkına yönelik bir saldırı söz konusu olduğunda, bunun aynı zamanda bir kişinin hayatını tehlikeye sokan bir saldırı özelliğini taşımadığı sürece, saldırganın öldürülmesi meşru savunma olarak değerlendirilemez.

Burada önemli olan, savunmada kullanılan aracın saldırıyı uzaklaştırmaya yetecek ölçüde kullanılıp kullanılmadığıdır. Şayet savunmada bulunan kişi, savunmasını yaparken özenli davranmamışsa, savunmada sınır taksirle aşılmıştır. Buna karşılık, meşru savunmada savunmanın ölçüsü kişinin içinde bulunduğu korku, heyecan ve telaştan dolayı aşılmışsa, faile kusuru bulunmadığından dolayı ceza verilmeyecektir.

Meşru savunma halinde bulunan kişi, hukuka uygunluk nedeninin maddi şartlarının gerçekleştiğinin de bilincinde
olmalıdır. Bu itibarla bu şartlar somut olayda esasen gerçekleşmediği halde bu fiil taksirle işlendiğinde de
cezalandırılabiliyorsa; kişi, bundan sorumlu tutulacaktır.

 

 

Meşru savunma, bir kimsenin, kendisini veya başkasını hedef alan bir saldırıya karşı, savunma amacına yönelik olarak ve bu saldırıyı defedecek ölçüde kuvvet kullanmasını ifade eder. Bir saldırıya maruz kalan kişi, tabiatı gereğince, bu saldırıyı uzaklaştırmak amacıyla bir tepkide bulunur. Hukuk düzeni, böyle bir tepkiyi, bazı şartların varlı halinde meşru, yani haklı görmektedir. Çünkü saldırı hukuk …

Oylayın

Okuyucu Oyları: 4.9 ( 1 votes)
0

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

Refresh