Soru – Cevap

Senetle borçlanırken dikkat etmeniz gereken 9 altın kural

Borcunuza karşılık sizden senet imzalamanızı mı istedi alacaklınız? Aman aşağıdaki tavsiyelere dikkat; 1- Boş senet asla vermeyin. Boş senet kötüniyetli birinin elinde, telafisi mümkün olmayacak zararlar görmenize sebebiyet verebilir. Bir imza yüzünden tüm mal varlığınızı kaybedebilirsiniz. Sen edin rakam kısmı ve vade kısmı kesinlikle dolu olmalı. Böylece ödeme tarihinden önce ve süpriz bir rakamla karşılaşmazsınız. 2- Senede tek imza atın ...

Devamını »

Sıfat yokluğundan (husumetten) davanın reddi nedir?

Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) veya bir hakkın elde edilmesi amacıyla kime karşı dava edileceği (o davada davalı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın ...

Devamını »

İştirak halinde mülkiyette, ortakların hak ve yetkilerinin sınırları

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 701-703.maddelerinde düzenlenen elbirliği mülkiyetinin (ortaklığının) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından ...

Devamını »

Medeni usul hukukunda, yeni delil gösterme ve ibraz yasağı ile bu yasağın istisnaları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tarafların delillerini layihalar teatisi aşamasında verdikleri dilekçelerde göstermeleri ve ellerinde olanları dava dosyasına tevdi etmeleri öngörülmekle birlikte (HMK.m.119, 121), kimi durumlarda bu mümkün olmayabilir. Tarafların varlığından dahi haberdar olmadıkları delilleri dilekçelerin değişimi aşamasında göstermeleri ve dava dosyasına tevdi etmeleri fiilen mümkün değildir. O nedenle, Hukuk Muhakemeleri Kanununda ispat hakkını kısıtlamamak ve yargılama sonunda maddi gerçeğe uygun bir ...

Devamını »

Kira sözleşmelerindeki "Dönem sonuna kadar tüm kiraların muaccel olacağına ilişkin" muacceliyet şartı geçerli midir?

Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar ...

Devamını »

İkrarın tanımı ve türleri nelerdir?

HMK 188. maddesi uyarınca tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar et­tikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve  ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz. İkrar, birir tarafın ileri sürdüğü vakıanın (olayın veya olgunun) doğru­luğunun karşı tarafça beyan edilmesini ifade etmektedir. Öğretideki tanımlamalara göre, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir da­vada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri ...

Devamını »

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre ispat yükü ve deliller

Maddi anlamda yargılama faaliyeti genel olarak, objektif (pozitif) hukuk kuralla­rının bağımsız mahkemelerce, somut olaya uygulanarak bir karar verilmesi şeklinde ta­nımlanmaktadır. Böyle bir yargılama faaliyetini kabul eden her hukuk sisteminde, taraflarca ileri sürülen maddi vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediklerini tespit etmek ve bunlara da­yanarak doğru bir karar verebilmek amaçlanmıştır. Bir hukuk kuralının uygulanması, o kuralla düzenlenmek istenen, yani kendilerine hukuki bir sonuç bağlanan ...

Devamını »

Yazılı yargılama usulü hakkında bilinmesi gerekenler

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile,  HUMK’da dört farklı şekilde düzenlenen yargılama usulü, ikiye indirilmiştir. Bu çerçevede, asıl yargılama usulü olarak yazılı yargılama usulü; bunun dışındaki hallerde ise, basit yargılama usulü kabul edilmiştir. Yazılı yargılama usulünde, davanın açılma tarihi bakımından ortaya çıkan tartışmalara son vermek ve bu konudaki gelişmelere ayak uydurabilmek için, davanın açıldığı tarih bakımından dilekçenin kayıt tarihi ...

Devamını »

Basit yargılama usulü hakkında bilinmesi gerekenler

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’yla, yargılama usulleri ikiye indirilerek, yazılı yargılama usulü dışında kalması gereken, daha kısa, basit ve çabuk sonuçlanmasında yarar bulunan dava ve işler basit yargılama usulüne tâbi tutulmuştur (m. 316-322). Bu çerçevede, HMK yürürlüğe girdiğinde, HUMK’daki sözlü ve seri yargılama usulüne göre bakılan dava ve işler de artık basit yargılama usulüne göre bakılacaktır (m. 316/1 -g; m. 447). Böylece ...

Devamını »

Hukuk mahkemelerinde davadan feragatin geçerli olabilmesinin şartları nelerdir?

Feragati düzenleyen mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun “Feragat ve Kabul” başlıklı Yedinci Faslında yer alan; 91. maddesinde “Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir.” şeklinde tanımlanmış; 93. maddesinde “Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.”; 95. maddesinde ise “Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder.” hükümlerine yer verilmiştir. 04.02.2011 tarihinde yayımlanarak ...

Devamını »