Hukuk Fıkraları

Avukata kimlik sorulmaz

Adliyede baro odasının önünde bulunan koridorda bulunan banklarda bir kaç avukat birlikte oturulmaktadır. Derken bir erkek şahıs yaklaşır ve avukatlardan birine;

Şahıs: Pardon avukatsınız sanırım bir şey sorabilir miyim?
Avukat: Aslında büro dışında pek danışmanlık vermiyoruz ama neyse yardımcı olmaya çalışayım nedir sorunuz?
Şahıs: Avukatsınız değil mi?
Avukay: Evet avukatım sizi dinliyorum.
Şahıs: Avukat kimliğinizi görebilir miyim????
Avukat: Güzel kardeşim avukatım dedim ya hadi sor bakalım durum neymiş?
Şahıs: Ben yine de avukat kimliğinizi görsem.
ve üstattan herkesi kıran ve sonuna kadar haklı olduğu cümle gelir.
Avukat: Ben de parayı görsem.

 

 

Prensip sahibi hırsız

 

Asliye Ceza Mahkemesinde 8 sanıklı dosyada sanıklardan birine hakim sorar;

-Ahmet,Veli,Sami….ile birlikte 8 kişi müştekinin evinden hırsızlık yapmışsınız doğru mu?

-Hakim bey biz en fazla 3 kişi hırsızlığa gideriz 8 kişi hiç gitmedik.Suçlamaları kabul etmiyorum.

 

 

Müracaatı bulamadım

 

Duruşma salonunda duruşma bekleyip aynı anda elinde telefonla oyun oynarken duruşmayı kaçıran bir bayan avukat arkadaşla hakim arasında geçen diyalog:

Av – hakim bey bizim dosya ne oldu?
Hakim – Müracaata bıraktık avukat hanım.
Av – Hıı tamam teşekkür ederim.

10 dakika sonra avukat duruşma salonuna girer ve:

Av – Hakim bey adliyeyi gezdim müracaatı bulamadım.

 

 

Yaratıcı savunma

 

Dört çocuk, (onbeş onaltı yaşlarında) oto çaldıkları gerekçesiyle yakalanmışlardır. Geceyi çocuk büroda geçirdikten sonra öğle civarı savcı karşısına çıkartılmışlardır. savcı ile aralarında geçen diyalog:

-neden çaldın arabayı?
-çalmadım efendim. yanlış parketmişti, düzeltmek için bindik arkadaşlarla.
(arabanın kapısı bir şekilde açılmış ve araba düz kontak yaptırılmıştır)
-sana mı düştü düzeltmek? sonra?
-sonra da binmişken gezdik.

 

 

Savunmanın böylesi

 

Bir akşam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda yürürlerken Önlerinde iyi giyinmiş, şık ve alımlı bir hanımın yürüdüğünü fark ederler. Erkeklerden birisi diğerine dönerek, “Bu hanımla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm” der. Bu sözleri işiten genç hanım başını çevirir ve “Teklifinizi kabul ediyorum” der. Teklifi yapan erkekle hanım beraberce genç ve çekici kadının evine gidip hemen yatağın yolunu bulurlar.

Ertesi sabah apartmanı terk ederken, adam kadına 250 dolar verir. Hanım pazarlık bakiyesi parayı ister ve “250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim” der.

Adam güler, “Bunu nasıl ve hangi esaslara göre yapacağınızı görmek isterdim” deyip apartmanı terk eder. Ertesi gün mahkemeden gelen celp pusulası adamı şaşırtır. Hemen avukatına gidip olayı detaylarıyla anlatır.

Avukat, “Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alınabileceğini sanmıyorum. Ancak davanın nasıl sunulup savunulacağını doğrusu pek merak ediyorum” diye mütalaa verir.

Dava başlar ve ön soruşturmadan sonra hanımın avukatı mahkemeye dava konusunu aşağıdaki şekilde arz eder: “Muhterem hakim beyefendi, müvekkilem, bu hanım efendi, itina ile yetiştirilip çimlerle örtülü bahçe niteliğinde bir gayri menkule sahip bulunmaktadır. Bu arazi parçasını belli bir süre için davalı beyefendiye 500 dolar karşılığında kiralamıştır. Davalı gayri menkulü kira amacına uygun olarak kullanmış ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin yarısı olan 250 doları ödememiştir. Kira tutarı yüksek bir bedel değildir, kaldı ki kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir. Dileğimiz adaletin yerine gelmesi ve davalının müvekkileme anlaşmanın bakiyesi olan meblağı ödemesidir”

Davalının avukatı bu beklenmedik savunma karşısında şaşırır fakat bir avukat olarak işin enteresanlığından haz duyar ve hemen daha önce hazırladığı savunmasını kenara koyarak müvekkilini şöyle savunur: “Muhterem hakim beyefendi, müvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanımdan sahibi olduğu gayrimenkulu bir süre için kiraladığı doğrudur ve müvekkilim bu anlaşmadan son derece memnun kalmıştır. Bununla beraber müvekkilim arazide bir kuyu bulmuş ve kuyuyu örgü taşlarıyla donatmış, kuyuya boru indirmiş ve pompa yerleştirmiştir. Bütün bu uğraşların işçilik masraflarını müvekkilim üstlenmiştir. Inancımıza göre bütün bu arazi geliştirme çalışmaları ödenmeyen meblağı karşılayacağından aleyhimize açılan davanın düşmesini talep ediyoruz.”

Genç hanımın avukatı tekrar söz alır: “Muhterem hakim bey, müvekkilem, davalının beyan ettiği gibi arazi üzerinde bir kuyu bulunduğunu ve gerekli gelişmeleri yaptığını kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydı davalı muhtemelen bu araziyi kiralamayacaktı. Ayrıca arazi tahliye edildiğinde davalı söz konusu ettiği taşları, boruyu ve pompayı sökerek beraberinde götürmüştür. Bu bakımdan davamızda ısrar ediyor ve vereceğiniz kararın adalete uygun olmasını diliyoruz.”

Ve kadın davayı kazanır..

 

 

İki kitap

 

Kitapçıya gelen delikanlı:

-“En çabuk nasıl zengin olunur?” kitabını istiyorum,der.

Kitapçı rafları karıştırıp iki kitapla geri döner. Delikanlı:

-İyi ama ben bir kitap istemiştim.

Kitapçı pişkin bir sesle:

-Biliyorum, ikinci kitap “Ceza kanunu”dur. İkisini birlikte satıyoruz.

 

 

Kim demiş avukatlar yardımsever değildir diye

 

Sıcak bir öğleden sonra zengin avukat limuzininin arka koltuğuna kurulmuş bir durumda giderken, yolun kıyısında çimen yemekte olan iki adam görür.
Şoförüne hemen durmasını söyler ve adamların yanına gider:
-“Beyler, neden çimen yiyorsunuz?”Adamlardan biri cevap verir: -“Beyefendi biz çok fakiriz, yiyecek alacak paramız yok”
-“Aaaa” der Avukat, “O zaman benimle gelin.” -“Ama beyefendi benim bir karım ve iki çocuğum var!”
-“Olsun önemli değil. Onlar da gelsin” diğer adama döner, -“Sende bizimle geliyorsun.” -“Beyefendi benim de bir karım ve 6 çocuğum var ama…” -“Tamam problem değil onları da getir.” Bu sözün üzerine adamlar ailelerini getirir ve hepsi Limuzine doluşurlar.Yolda giderlerken
gariban adamlardan biri minnettarlık dolu bir ifadeyle, -“Beyefendi, bu cömertliğiniz için size ne kadar çok teşekkür etsek azdır, inanın.” Avukat gülerek yanıtlar: -“Önemli değil.Arka bahçedeki çimler yeterince uzundur merak etmeyin…”

 

 

Avukat ve sorgu meleği

 

Avukatın biri ölür ve öte tarafa geçer.
Cennetin kapısında sorgu meleği avukatın günahlarını dinlemeye baslar:
-1) Çevreyi kirleten büyük bir şirketi, suçlu olduklarını bildiğim halde savundum ve beraat ettirdim.
2) Bir seri cinayet katilini, yüksek ücret ödediği
için savundum ve idamdan kurtardım.
3) Birçok müşterimden fahiş fiyat aldım.
4) Parası olmayan kadınları savunmak için onlara seks teklif ettim.” Ve liste uzadıkça uzaar gider. Melek, -“Bitti mi?” diye sorunca avukat telaşla atılır:
-“Evet! Yalnız bir dakika! Bu arada yaptığım iyilikler ne olacak?”.
Bunun üzerine Melek bir süre düşünür,

-“Hmm dur bir bakalım. Bir tarihte dilencinin birine yüzbin lira vermişsin.”avukat sevinir,

-“Evet! evet!”,

-“Hmmm” der melek,”Bir başka tarihte de boyacı çocuğa ikiyüzbin lira bahşiş vermişsin…”
Avukat yüzünde büyük bir sırıtmayla cevap verir:
-“Evet! tabii ki!” Melek, yanında duran yardımcısına döner ve söyle söyler:
-“Bu herife üçyüzbin lirasını verin ve derhal cehenneme atın!” !

 

 

Rezaleti görüyor musun?

 

Avukat, duruşmada söz alarak kürsüye doğru ilerleyip “Sayın mahkeme heyeti” demiş, “Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve centilmenlik abidesidir.. Onu herkes sever ve…”

Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına eğilip,
“Rezaleti görüyor musun?..” demiş,
“Adama çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya başladı!..”

 

 

Yüzük

 

Savcı,sanığı sorguya çekiyordu.
-Demek yüzüğü çalmadın da yolda buldun?
-Evet efendim,yolda buldum.İnanmazsanız düşüren sahibine sorun.
-Peki,sahibinin kim olduğunu biliyordun da yüzüğü neden götürüp ona vermedin??
-Verecektim ama…İçindeki yazıyı
okuyunca vazgeçtim.
-Ne yazıyordu yüzüğün içinde?
-”EBEDİYEN SENİNİM.”yazısı vardı efendim..

 

 

Avukat, verdiği sözü tutar

 

Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat üç yakın arkadaşını çağırmış yanına… Bir ricada bulunmuş: “300 bin dolarlık tasarrufum var… Bunu öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye güvenemiyorum. Size şimdi 100’er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin.” Demiş. Adam ölmüş. Üç arkadaş verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak: “Hastanenin acil ihtiyacı vardı… Onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarfettim, kefene 80 bin koydum.” demiş. Papaz: “Ben de aynı günahı işledim… Paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum…” Avukat: “Ben sözümü aynen yerine getirdim… Kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum!..”

 

 

Bizde yok diyordu

 

Mahkeme salonunda sanık sandalyesinde bir adam…
Hakim sormuş:
-Bir ilkokul öğretmenini testereyle doğrayarak öldürmekle suçlanıyorsunuz. ..
O anda arka sıralardan Temel’ in çığlığı duyulmuş;
-Vay hayvan herif vay…
Hakim ‘Sessizlik’ diye uyarısını yapmış ve tekrar adama dönmüş;
-Ve süpermarkette bir kadının kafasına çekiçle vurarak öldürmüşsünüz…
Arka sıradan Temel yine bağırmış:
-Seni karektersiz herif seni…
Hakim yine Temel’i susturup adama dönmüş;
-Ve bir de iş arkadaşınızı baltayla doğramışsınız…
Arka sıradan yine Temel’ in sesi;
-O baltayla seni doğrarlar inşallah…
Hakim en sonunda dayanamamış ve Temel’e bağırmış;
-Bana bak, bir tek kelime daha edersen seni mahkemenin düzenini bozmaktan tutuklatırım.. .
Temel cevap vermiş;
-Sayın hakim kusura bakmayın, ama ben bu adamın 10 yıllık komşusuyum… Ne zaman bizde tamir edilecek bir şey olsa ondan ödünç alet istemeye gittiğimde “bizde yok” diyordu…

 

 

Güzel taktik ama yanlış kişi

 

Recai şehrin en gözde semtinde bir büro tutmuş, içini güzelce döşemiş, kapıya da ‘AVUKAT RECAİ ŞAŞMAZ’ yazılı bir tabela asmış.

Yeni bürosunda ilk sabah otururken kapı çalınınca Recai sekreterine -“Kapıyı aç kızım” demiş. Sekreter kapıyı açıp gelen adamı Recai’nin odasına soktuğu an da Recai eline telefonu alıp konuşmaya başlamış;

– “O iş tamam beyim, zaten benim aldığım bir davada kötü bir netice çıkamaz, tabi… tabi hemen kurtarırız. Şaban’ı da ben kurtarmıştım Mahir’i de. Siz hiç merak etmeyin Ankara’da çok tanıdık var….”

Konuşma böylece bir kaç dakika daha devam ettikten sonra Recai sekreterinin odaya getirdiği adama dönüp ‘Ahh efendim’ demiş;

‘Kusura bakmayın sizi beklettim. Ama görüyorsunuz ki işler çok yoğun. Sizin ne davanız vardı?’ Adam ‘Hiiç’ demiş ‘Benim davam falan yok, ben telefonu bağlamaya gelmistim!’

 

 

Annem bacım olsun ki

 

sanık: Anam bacım olsun ki ben yapmadım hakim bey.
hakim: ölsün ki.
sanık: efendim?
hakim: olsun ki dediğinde annem bacım olsun oluyor, ölsün ki dersen daha kuvvetli pekiştireç olur.
sanık: hıı?
hakim: yani yeminin ne kadar ileri gidebileceği tabii senin takdirinde, ama ölsün ki dersen bence daha kuvvetli olur. olsun deyince yeterli etkiyi yaratmadı şahsen bende, annem bacım olsun öyle arkadaş gibi yaşar gideriz gibi oldu sanki.
sanık: ?!?! ölsün o zaman.
hakim: yok canım niye ölsün, yaptıysan ölsün. anne sağ mı?
sanık: 6 sene önce rahmetli oldu.
hakim: ohoo bu yemin hiç olmaz o zaman, değiştir.

 

 

Mevzuat

 

Avukata sormuşlar:

“Bir daha dünyaya gelirsen hangi işi yapmak istersin?”
“İmamlık.” demiş.

Nedenini sormuşlar:

“Mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor.”

 

 

 Karşılıksız çek

 

Avukat, cezaevinde sanıkla görüşmektedir.

Sanık: ‘Aman abi, ne olursun beni kurtar’ der. Avukat da parası olup olmadığını sorar.

Sanık bunun üzerine: ‘Ne demek beyefendi, iki bin liralık çeki hemen yazayım, daha sonra da bi beş binlik çek daha keseyim’ der.

Avukat: ‘E, o zaman davanı alabilirim, söyle bakalım, seni neyle suçluyorlar?’

Sanık : Karşılıksız çek keşide etmek.

 

 

Danışma ücreti

 

Adam yolda giderken 200 TL bulur ve hemen koşarak önünde giden adamın omuzuna dokunarak;
-Bu para sizden mi düştü acaba? der. Adam ise ,
-Hayır! der.. parayı evirir çevirir ve cebine atar. Bu duruma bir anlam veremeyen adam;
-Arkadaş; hem para bana ait değil diyorsun. hem de cebine atıyorsun.. bu nasıl iş!. deyince adam;
– Ben avukatım.Danışma ücretim 200 TL.

 

 

Cennette Nikah

 

Evlenme hazırlığı icinde olan bir çift trafik kazasında ölüp cennete giderler. Damat adayı durumu görevli meleğe anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sordu. “Bir bakayım” dedi görevli melek. Aradan 3 ay geçtikten sonra görevli melek mağdur çifte sevinçli haberi vermek için “Herşey ayarlandı. sizi evlendirebiliriz” dedi. “Şey… Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse bizi boşayabilir misiniz ?” dedi damat adayı. Görevli melek gök gürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde; “Siz manyak mısınız ??? Cennette bir imam bulabilmek icin 3 ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer tahmin edebiliyor musunuz?”…

 

 

Ben de onu merak ediyorum

Adam meyhanede kafayı çekmiş, ortalığı birbirine katmış. Karakola götürüldüğünde de camı çerçeveyi indirmiş. Tutup hakimin karşısına çıkarmışlar.

Adam hakimden özür dilemiş ve “Avukatım gelmedi” demiş.

Hakim duruşmayı sonlara bırakmış. Son duruşma saati geldiğinde avukat hala ortalıkta yok.

Hakim dosyayı incelemiş ve “Sen hem karakolda, hem savcılıkta, hem de mahkemede suçunu itiraf etmişsin… Tanıklar da var… Avukatın gelip ne söyleyecek?”

Adam boynunu bükmüş “Valla benim 5.000 liramı aldı… Ben de onun gelip ne söyleyeceğini merak ediyorum

Avukat yasak dinlemez

İki avukat birlikte bir lokantaya giderler. Çantalarından birer sandviç çıkarıp yemeye başlarlar.

Masalarına yaklaşan garson “Burada kendi yiyeceklerinizi yiyemezsiniz” der

Avukatlar “Afedersiniz,bilmiyorduk” deyip ellerindeki sandöviçleri değiş tokuş ederler.

 Ben sonra alacağım

Bir avukat ile doktor kaza yaparlar. Aracından inen avukat, doktorun arabasının yanına giderek, geçmiş olsun bir şeyiniz var mı diye sorar..

Doktor: “Önemli bir şeyim yok, ufak tefek sıyrıklar.” der.
Avukat, arabasından bir içki çıkarır ve doktora:
– “Çek bir fırt rahatlarsın” der. Doktor teşekkür ederek biraz içtikten sonra avukata: “Sen de  içsene” dediğinde avukat: – “Yok sağol ben polisler geldikten sonra alacağım.”

İpten alan avukat

Yer İngiltere.
Birkaç yüzyıl öncesi.
Adamın biri cinayetten içeri atılır. Bir avukat bulunur adama.
İlk görüşmelerinde avukat “Merak etme seni kurtaracağım” der.
Adam da avukata güvenir ve mahkemeye çıkar.
Karar ise idamdır!..
Adam doğal olarak avukatına kızar, köpürür. “Hani beni kurtaracaktın?” der.
Avukat da “Sen merak etme. Bu daha bir şey değil. Temyiz var. Seni kurtaracağım” yanıtını verir.
Dava temyize (karar düzeltmeye) gider.
Ama, mahkemenin verdiği idam kararı bozulmaz, tersine onaylanır!
Adam yine avukatına döner ve sorar:
“Hani temyizde beni kurtaracaktın?”
Avukat gayet sakin biçimde, “Dur daha, bu karar Avam Kamarası’nda oylanacak. Seni kurtaracağım” der.

MECLİS DE ONAYLAR..
Dava Avam Kamarası’na (Meclis’e) gider, ama orada da idam onaylanır!..
Daha sonra Lordlar Kamarası ve Kraliçe de idamı onaylar, adam kurtulamaz.
Kraliçenin onaylaması ile darağacı kurulur, adamı sandalyeye çıkarır, boynuna ipi geçirirler.
Bu sırada avukatı ile göz göze gelen adamın öfkesi bakışlarına yansımıştır. Avukat ise hâlâ son derece sakindir.
Gözleriyle işaret ederek, merak etmemesini, onu kurtaracağını anlatmaya çalışır.
Adamın ise artık umudu kalmamıştır.
Cellat gelir, adamın altındaki sandalyeyi iter ve talihsiz adam boynuna geçirilen ipte sallanmaya başlar.

AVUKAT KOŞMAYA BAŞLAR..
O sırada avukat, kalabalığı yararak darağacına doğru koşmaya başlar. Merakla ne yapacağını anlamaya çalışan celladı bir hamlede geçer, ipi keserek adamı kurtarır. Doğal olarak ortalık karışır, bu kez hem idam mahkûmu hem de avukatı yakalanır.
Avukata bunu neden yaptığı sorulunca yanıtı şöyle olur:
“Bu adam idam mahkûmuydu. Siz de onu idam ettiniz. Adamın ölüp ölmemesi siz ilgilendirmez. Kanunda ‘idam edilir’yazıyor. ‘İdam edilerek ÖLDÜRÜLÜR’ yazmıyor. İdam gerçekleşmiştir!..”
Bu sözler üzerine adamı tekrar idam etmeye cesaret edemeyen yetkililer konuyu Kraliçe’ye iletirler. Kraliçe, zekâsından dolayı avukatı kutlar ve adamı affeder.
Bu olaydan sonra, ilgili kanun maddesi değiştirilerek “İdam edilerek ÖLDÜRÜLÜR” biçiminde yeniden düzenlenir.

 

 

 Neye dayanıyorsun?

Dar bir Hakim odasında çok taraflı bir dava görülmektedir. Odanın içi davacı, davalı, tanıklar ve Avukatlarla hınca hınç doludur Hakim, davacıdan delillerini sorar. O da, tanık beyanlarına, keşfe ve tapu kayıtlarına dayandığını ifade eder. Bu arada söz sırası davalıya gelir. Hakim, davalıya “sen neye dayanıyorsun” diye sorar. Davalı da odanın en dip kenarından hakime cevap verir “Ben kapıya dayanıyorum efendim”

Yalan Makinası

Mahkemede görülen boşanma davasında davacının Avukatı karşı tarafın getirdiği yalancı şahitlerin beyanlarından bıkmıştır. Davacı aile dostu olduğundan dolayı, olayların iç yüzünü bilmektedir ve yalancı şahitlerin beyanlarından dolayı çok kızmıştır. Zira bu beyanlardan dolayı davayı kaybetmek üzeredir. Hakimden söz alır ve “Hakim Bey, keşke tarafları ve tanıkları bir yalan makinasına bağlama imkanı olsa , o zaman bütün hakikat çıplaklığı ile ortaya çıkacaktır” der. Hakim bey gereği düşünüldü der ve ekler: Davacı vekilinin yalan makinasına bağlanma talebinin reddine..”

Kısa Karar

Hakim: Sanığın eylemine uyan suçtan ötürü 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

(mübaşir baş parmağını işaret parmağı ile orta parmağı arasına sıkıştırıp, sanığa doğru sallamaktadır.)

Hakim: (kızarak mübaşire doğru) :Napıyosun sen?

Mübaşir: Kısa kararı tefhim diyorum.

Yaz kızım

Hakim, kadın tanığa medeni durumunu sorar: “medeni durumun ne?”

Kadın derin bir iç çekince, hakim zabıt katibine; “Yaz kızım, bekar” der.

Aynı soruyu erkek tanığa da sorar. bu kez erkek derin bir iç çeker. hakim başını sallar; “Yaz kızım, evli…”

Yalancı şahit

Temel, yalancı şahitlik yapmak için kendine büro açar. İlk müşterisi gelir ve Temel’e:

” İyi günler bana bir borç davası için yalancı şahit lazım” der.

Bunu duyan Temel: ” Ne zaman verecek bu üçkağıtçı adam borcunu” der.

Adam Temel’e “Biz alacaklı değil borçlu tarafız” deyince Temel bu kez:  “Ulan kaç kere ödeyeceğiz biz bu borcu!”

Beğendim(4)Beğenmedim(2)
PaylaşShare on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Share on Google+1

1 Cevap

  1. Teşekkürler. Her şey çok güzel.

    Beğendim(0)Beğenmedim(3)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*

eşya depolama
gaziosmanpaşa evden eve nakliyat
halkalı evden eve nakliyat
bahçelievler evden eve nakliyat
kağıthane evden eve nakliyat
tuzla evden eve nakliyat
ofis taşımacılığı