Avukatın azlinin gazeteyle ilanı – Manevi Tazminat – Hukuk Genel Kurulu Kararı

Vekilin azledilmesi,

Azlin gazetede ilan edilmesi

Manevi tazminat talebi

Kararın özü: Gazete ilanında kullanılan sözler, vekili küçük düşürecek herhangi bir ibare, saik içermiyorsa, azlin gazetede ilan edilmesinin, vekilin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan, orantısız olduğundan bahsedilemez.

“…Taraflar arasında, davalının Türk vatandaşlığına kabulünü sağlamak konusunda bir vekalet sözleşmesi bulunduğu ihtilafsızdır.

Ayrıca, davalının, Hürriyet Gazetesinin 15.6.1976 günlü nüshasının 11. sayfasının son sütununda yayınlattığı bir ilanla davacıyı azlettiği ve ilanda aynen: (İstanbul Barosu Avukatlarından (N.F.)’a vermiş olduğum vekaletnamenin 10 Haziran 1976 tarihinden itibaren hükümsüz olduğu duyurulur. (N.E.) sözlerinin yer aldığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur.

Nitekim Mahkeme dahi, ilan yazısında davacının kişilik haklarının ihlalini amaç tutan bir söz bulunmadığını benimsemiştir. O halde, gerçekleşen şu maddi olgular karşısında bu davada çözümlenmesi gereken sorun gazeteye verilecek bir ilan ile vaki azillerin, azledilen vekilin kişilik haklarını ihlal edip etmeyeceği hususu olmalıdır.

Kural olarak temsil salâhiyetinin ref ini, geri alınmasını engelliyen bir yasa hükmü mevcut değildir, temsil salâhiyetinin kaldırılması, yani geri alınması hakkı temsil edilen kişi ile onun haleflerine aittir, temsil olunan, Borçlar Yasasının 34. maddesi hükmünce artık itimat edemediği ve temsil salâhiyetini kötüye kullanacağından endişe duyduğu mümessilin temsil salâhiyetini geri almaya ya da sınırlamaya yetkilidir.

Bu geri alma iradesi vekile ulaştırılacak bir irade beyanı ile gerçekleştirilebilir.

Bu beyanın geçerliğinin hiçbir şekle bağlı olmadığı, gerek uygulamada ve gerekse doktrinde oybirliği ile benimsenmiş bulunmaktadır. Davacının yükümlendiği hukuki yardım davalının Türk vatandaşlığına kabulünü sağlayacak idari işlemleri yapmaktır.

Genellikle, vekilin azlinde uygulanacak yöntem şudur; Müvekkil ya doğrudan doğruya vekiline çektiği bir ihtarname ile kendisini azleder ya da mahkemeye gönderip dosyasına koyduracağı bir irade beyanı ile azli gerçekleştirebilir.

Bunun dışında başvuracak bir azil yolu, aşırı olan, amaç ile orantılı bulunmayan aracın kullanılması şeklinde nitelendirilebilir. O halde, meseleye çözüm getirirken amaç ve araç ilişkisinin iyice tespiti ve dolayısıyla müvekkilin bu tür olaylarda azil hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı yönü üzerinde titizlikle durulması şarttır.

Olayımızda, azil amacıyla verilen ilanda kullanılan sözler itibariyle, davalının davacıyı (yan vekilini) küçük düşürmeyi amaçladığını vurgulayan bir durum mevcut değildir. Öte yandan deruhte edilen hukuki yardımın niteliği itibariyle olayımızda aşırı bir yola başvurulduğu da iddia edilemez. Çünkü bu tür azillerin kişilik haklarını ihlal ettiği kabul edilirse, o takdirde her azil olgusunun da bir oranda vekilin kişilik haklarını ihlal ettiği gibi bir sonuca varılır ki bu görüş katılmak mümkün olamaz.

Mesela, vekilin azline noter, noterlikte çalışan bir çok personel, hakim, katip, davanın tarafları gibi bir çok şahıs muttali olmasına rağmen, bu tür azillerde hiçbir zaman vekilin kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilemez. Bu kuralın olayımızda da uygulanmasını engelleyen özel bir durum mevcut değildir.

O halde, ilanın metni karşısında bu olayda hakkın kötüye kullanıldığı, azlin yayınlanmasında özel bir amaç güdüldüğü anlaşılamadığından ve bu yolda vaki azlin davalının kişilik haklarını ihlal etmesi de söz konusu olamayacağından, davacının manevi tazminata ilişkin isteğinin reddine karar verilmek gerekirken ..” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  E. 1981 / 68 K. 1982 / 878 T. 10.11.1982).

Karara ilişkin görüşümüz: Her ne kadar gerçekte öyle olmasa da, azil, insanların gözünde genellikle “Avukat demekki işini doğru yapmadı ki  azledildi” şeklinde kötü bir algı oluşturmaktadır. Oysa öyle zamanlar olur ki, avukatın bir an önce kurtulmak istediği problemli müvekkil, bir bakarsınız avukatı kendisi azleder. Bu durumu, “Sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum” diyen işçiye benzetebiliriz. Müvekkilin, vekili her zaman için azledebilmesi mümkün ise de, bunun gazete yolu ile yapılması, bize göre, üsluben rencide edici, küçük düşürücü kelimeler içermese dahi, azlin kendisinin gazetede ilan edilmesi, başlı başına küçük düşürücü nitelikte bir davranıştır. Azil duyurusunun, milyonlarca tirajı olan  bir gazetede ilan edilmesi ile, noter personelinin azli öğrenmesi arasındaki etkinin aynı olduğu görüşüne de katılmak mümkün değildir.

yargitay

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*