Uyuşturucu madde Afyon ve türevleri

Yunanca öz anlamına gelen “opos” sözcüğünün kaynaklık etmesi ile “opium” olarak bilinen, Arapça ismi ile afyon, haşhaşın olgunlaşmamış kapsüllerinin çizilmesi sonucu elde edilen sütün yoğunlaşarak katılaşmasından elde edilmektedir.

Taze halde iken süt kıvamında beyaz ve akıcı bir sıvı olan ve katılaşarak esmerleşen afyonun elde edildiği haşhaş bir kültür bitkisidir.

Her coğrafyada yetişmesi mümkün olan haşhaşın en yaygın yetiştirildiği bölgeler, Güneydoğu ve Güneybatı Asya’dır.

En eski uyuşturucu madde olarak bilinen afyon, uluslararası sözleşmelerde ticari niteliği dikkate alınarak, ham afyon, hazırlanmış afyon ve tıbbi afyon şeklinde gruplandırılnıaktadır.

Kendiliğinden koyulaşmış, paketleme ve nakledilme dışında herhangi bir işleme tabi tutulmamış olan afyona ham afyon denilmektedir.

Kullanılmaya uygun hale gelmesi için kaynatılarak ve mayalanarak işlemden geçirilen afyon hazırlanmış afyon ve tıp alanında kullanılmak üzere çeşitli uygulamalardan geçirilen afyon tıbbi afyon olarak adlandırılmaktadır.

Haşhaş bitkisi, görünüşünden esinlenilerek çeşitli gruplara ayrılmaktadır. Papaver momniferum alt tür anatolicum adlı türü “körhaşhaş” olarak bilinmekte olup. 50-120 cm boyunda, az veya orta dallı, kapsülleri büyük, yuvarlak kalın kabuklu ve olgunlaşınca delikleri açılmayan türdendir. Bu türün ilk alt türü olan varyete albescens adlı türü “akhaşhaş” olarak bilinmektedir. Çiçekleri saf beyaz, tohumlun beyaz veya açık kahverengidir. Ülkemizde yaygınca ekilen türdür. Varyete violas- cens olarak bilinen ikinci alt tür olan “karahaşhaş” türünün çiçekleri açık veya koyu mor renktedir. “Açıkhaşhaş” olarak bilinen papaver somniferumun alt türü ise spontancum yani açıkhaşhaş olarak adlandırılmaktadır. 60 cm-1 metre boyuna ulaşabilen, kapsülleri küçük, ince kabuklu ve olgunlaştığında kapsül meyvesinde delik açılan türdür. Ekimi körhaşhaş türüne göre daha az yapılan açıkhaşhaş ülkemizde pek çok bölgede yetişmektedir.

Afyon üç farklı şekilde kullanılmaktadır. Sigara benzeri yakılıp solunum yolu ile çekilebileceği gibi, sıvı ya da katı olarak yutulması yahut deri altına enjekte edilmek suretiyle vücuda alınması mümkündür.

Afyon. merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olduğundan, tüm organizma üzerinde belirtiler göstermektedir.

Vücut üzerindeki etkileri kısa ve uzun süreli olarak ortaya çıkan afyon, kısa vadede ağrının kesilmesine, nabzın hızlı atmasına, yapay bir neşeye, zeka ve seksüel yönden güçlenmeye, hayallere dalmaya ve tatlı bir uyku haline yol açmaktadır.

Bu dönemden sonra vücut üzerinde yorgunluk, halsizlik ve iştahsızlık dönemi başlamaktadır. Uzun süreli afyon kullanımı kronik zehirlenmeye, fiziksel ve psikolojik olarak kullanıcının bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır.

Afyon türevlerinin yol açtığı kriz güçlü seyretmekte ve son alınan dozdan 4-6 saat sonra başlayarak 24 saatten 72 saate kadar sürmekte ve on güne kadar devam edebilmektedir.

Afyon ve türevleri bağımlılık ile beraber tüketim miktarını artırma isteği yaratarak kullanıcıyı etkisi altına almaktadır.

Afyonun bileşiminde %10 morfin, %0,5 kodein ve %0,6 narkotin bulunmaktadır.

Afyondan elde edilen uyuşturucu maddeler, morfin, eroin ve kodeindir. Bu türevlerden morfin ve baz morfin, afyonun kimyasal olarak ayrıştırılması sonucu elde edilmektedir.

Morfin

Morfin (morphinc), haşhaştan elde edilen ana alkaloitlerden birisidir.

Suda çözülme özelliğine sahip ve ph değeri 7,4’tür. Farmakolog Friedrich Wilhclm Adam Sertumer adlı Alman eczacı tarafından 1805 yılında afyondan izole edilmiştir.

Yunan tanrısı Morpheus’a atfen “morpheum” olarak adlandırılmıştır.

Merck ve diğer batı Avrupa ilaç şirketleri tarafından 1820 yılından itibaren analjezik olarak satışa sunulan morfinin bağımlılık yapmadığı aksine afyon bağımlılığına iyi geldiği savunulmuştur.

Morfinin tablet formu XIX. yüzyılda hızla piyasaya sürülmüştür.

Açık yaralara doğrudan uygulanan morfinin enjeksiyon formları 1850 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Morfinin kimyasal olarak analizi Oxford Üniversitesi’nde Robert Robinson tarafından 1925 yılında, kimyasal olarak tam sentezi Marshall Gatcs ve Gilg Tschudi tarafından 1952 yılında yapılmıştır.

Morfin merkezi sinir sistemini doğrudan etkileyen güçlü bir uyuşturucu maddedir.

Tıp alanında ağrı kesici ve uyuşturucu olarak kullanılmaktadır.

Morfin, özellikle savaşlarda yaralanan askerlerin ağrılarını dindirmede kullanılmıştır bu nedenle morfin bağımlılığı uzun yıllar asker hastalığı olarak bilinmiştir.

Ağrı kesici ve uyuşturucu özelliğinin yanında öksürme refleksini bastırması nedeniyle öksürük kesici ve kronik ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.

Sıvı halde bulunan morfin, deri altına kol ve bacak bölgesinden yapılan enjeksiyon ile alınmaktadır.

Geçici bir iyi hissetmeye yol açlıktan hemen sonra, aşın derecede yorgunluk. kalp çarpıntısı, göz bebeklerinde daralma, terleme, rüya görme, sakinliğe ve eklemlerde şiddetli ağrılara neden olmaktadır.

Morfinin alışkanlık döneminde hafıza kaybı, reflekslerde azalma, sinirlilik, irade etme yeteneğinde azalma meydana gelmektedir.

Erken dönemde morfin kullanıcısının bu alışkanlığı terk etmesi mümkündür.

Ancak kullanma süresi uzadıkça buna paralel olarak tedavi süresi de uzamakta ve güçleşmektedir. Uzun süreli kullanım morfin bağımlılığına ve buna bağlı dozu artırma ihtiyacına yol açmaktadır. Hatta bazı eroin kullanıcıları, eroin yerine morfin kullanmaya başlamaktadır.

Günümüzde morfin kullanımı uluslararası sözleşmelerde tıbbi amaçlarla sınırlandırılmıştır.

Birçok ülkede morfin, kullanılması yasak zehirli maddeler arasında sayılmaktadır.

Morfin dünyanın gelişmiş ülkelerinde ve az sayıda kişi tarafından kullanılmaktadır. Küresel ölçekte kişi başına yılda 5.9 miligram morfin kullanılmakta olup bunun %80’ini gelişmiş ülkeler tüketmektedir.

Morfin 1977 yılından bu yana Dünya Sağlık Örgütü tarafından temel uyuşturucu maddeler listesinde sayılmaktadır.

Halen özellikle gelişmekte olan ülkelerde tıp alanında rutin olarak kullanılmaktadır. Morfin kullanımı dünyada önemli bir sorun olmaktan çıkmıştır ancak gelecekte ağrı kesici özelliği nedeniyle kullanımının artacağı tahmin edilmektedir.


Baz Morfin

Afyon sakızının sıcak suda eritilmesi ve kimyasal uygulamaya tabi tutulması sonucu ilk aşamada elde edilen baz morfinin, çeşitli kimyasal ve fiziksel işlemlere tabi tutulması sonucu morfin elde edilir.


Eroin

Eroin, morfin gibi ham afyonun bileşiminde bulunan alkaloitlerden birisidir.

İlk olarak İngiliz bilim adamı kimyacı C.R.Wright tarafından 1874 yılında sentezlenmiştir. Ancak eroin, ağrı kesici ilaçların karışımı olarak Bayer ilaç Firmasında çalışan Alman kimyager Felix Hoffman tarafından 1897 yılında keşfedilerek üretilmeye başlanmıştır.

Eroin ve baz morfinin asetik anhidrit maddesiyle bazı kimyasal uygulamalardan geçirilmesi sonucu elde edilmektedir.

Uzun süreli çalışına gerektirmeksizin pratik bir laboratuvar uygulaması ile kolayca üretilebilmektedir.

Bağımlılık yapmayacağı düşünülerek, morfin bağımlılarının tedavisinde kullanılması yoluna gidilmişse de, morfinden 4-5 kat daha güçlü ağrı kestiği, 6 kat daha zehirli olduğunun tespit edilmesi üzerine yasaklanmıştır.

Üretimini takiben piyasaya sürülen eroin özellikle ABD’de geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmış ve bağımlılığın hızla yayılması üzerine 1931 yılında ABD’de satışı yasaklanmış ve eczanelerden kaldırılmıştır.

Eroin çoğunlukla burundan çekilmek suretiyle kullanılır.

Bağımlılık aşamasındaki kullanıcılar tarafından damardan enjeksiyon yoluyla alınması tercih edilmektedir.

Fiziksel görünüşü beyazdan açık kahverengiye kadar değişebilmekte, kokusuz, acı, nişastaya benzer kristal yapıda, suda ve alkolde eriyen toz bir maddedir.

Oldukça hafif olan eroin, kapsül ve tablet formlarında piyasaya sunulmaktadır.

Merkezi sinir sistemini etkisi altına alarak analjezik etki yapan eroin. kullanıcının vücudunda morfine dönüşmektedir.

Saf eroin kullanımı ani ölümlere yol açabileceğinden tehlikelidir bu nedenle bir miktar nişasta, bal veya haşhaş yağı ile karıştırılarak kullanılmaktadır.

Eroinin, afyon ile benzer etkileri bulunduğu bildirilmekte ancak afyondan 2-3 kat daha şiddetli bir analjezik olduğu ve tek kullanımda dahi bağımlılık yaptığı bilinmektedir.

Ağrı kesme ve nefes darlığını giderme özelliğinin yanında başlangıçta kullanıcıya canlılık ve keyif verir.

Eroin, kullanan kişinin fiziksel ve ruhsal olarak tam anlamda bağımlı olmasına yol açmaktadır.

Eroin kullanan kişiler sararmakta, gözbebekleri genişlemekte, bakışları donuklaşmakta, zayıflamakta ve yürüyüşleri dahi değişmektedir.

Eroin bağımlısı kullanıcılar, iki üç saat aralıklarla eroin almadıkları takdirde son derece ağır seyreden yoksunluk krizlerine girmektedirler.

Kodein

Yunanca’da haşhaş başı anlamına gelen kodein, ham afyonun içinde %0.5 oranında bulunur. Kodein morfinin kimyasal bazı işlemlere tabi tutulması ile elde edilir.

Ağızdan veya makattan tablet ve toz formatında alınabilir, öksürük ve ağrı kesici etkisi bulunan kodeinin bağımlılık yapma etkisi zayıf olarak tanımlanmaktadır.


Kokain ve Türevleri


Koka isimli bitkiden, kokain ve krak olmak üzere iki tür uyuşturucu madde elde edilmektedir.

Kokain Güney Amerika’nın kuzey bölgesindeki yüksek dağlarında ve ılık iklim koşullarında ve özellikle Peru. Bolivya ve Kamboçya’da yetişen koka bitkisinin yapraklarından kimyasal uygulamalar sonucu elde edilen kokain, toz şeklinde ve acı tatta olup güçlü uyarıcılar arasında yer alır.

Suda ve alkolde kolaylıkla erir, beyaz ve parlak renklidir.

Kokain ilk olarak 1860 yılında Alman yüksek lisans öğrencisi Albert Nieman tarafından, koka yaprağında bulunan diğer maddelerden ayrıştırılmıştır. 1884 yılında analjezik etkisi anlaşılınca lokal ağrı kesici ve uyuşturucu olarak ameliyatlarda kullanılmaya başlanmıştır.

Kokainden dolayı ilk ölüm vakıası 1886 yılında kaydedilmiştir.

Dünya çapında kullanımı oldukça yaygın olan kokain, keyif verici (cuphoric) ve uyarıcı (stimulant) etkisi nedeni ile kullanılmaktadır.

Burundan çekilmekte, deri altından veya damar içinden enjeksiyonla, su benzeri sıvıların içinde karıştırılarak ağızdan alınabilmekte hatta sakız gibi çiğnenebilmektedir. özel bir pipo ile dumanı solunmak suretiyle de kullanılabilen kokain,Amerika’da 12 yaş ve üzeri toplam nüfusun %15’i tarafından yaşam boyunca en az bir kere kullanılmaktadır.

Kokain kullanıcılarının daha fazla iş ürettiklerini fark eden Amerikan ve İspanyol şirketler, inşaat, maden ve tekstil gibi alanlarda çalışan işçilerine kokain kullandırtmışlardır.

Kokain, burundan çekildiğinde birkaç saat içinde etkisini göstermektedir ve bu etki bir saat içinde kaybolmaktadır.

Merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olarak, kan basıncında artışa, göz bebeklerinde büyümeye, vücut sıcaklığında artışa, enerjik olma haline ve odaklanabilme hissine yol açmaktadır.

Mide üzerindeki etkisi nedeniyle açlık ve susuzluk hissini engelleyen kokain, yorgunluğu da gidermektedir.

İyi hissetme aşamasının ardından, kullanıcının zindeliği kaybolur ve halüsinasyon görme dönemi başlar. Ruhsal ve zihinsel faaliyetlerde bozulma ile beraber sadist ve mazoşist davranışlar görülebilmektedir.

Aşırı dozda kullanım, merkezi solunum sistemini baskılayarak ve kalbi etkileyerek ani ölümlere yol açmaktadır.

Fiziksel değil de psikolojik bağımlılığa yol açan kokain kullanımı, diğer uyuşturucu madde türlerine göre daha rahat terk edilebilir.

Kokain kullanıcısı tedaviye yanıt verir ve kullanmanın aniden durdurulması ölüme yol açmaz.

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığım İzleme Merkezi73 kayıtlarına göre Avrupa’da 14.1 milyon kişi hayatında en az bir kere kokain kullanmaktadır. 15-64 yaş aralığında bulunan yetişkinlerin %0,9’u geçen sene içinde kokain kullanmıştır.


Krak

Kokainin bir formu olan krak. kokain tuzunun hidrochloride maddesinin sodyum bikarbonat ile karıştırılması ile elde edilmektedir.

Krak (crack) koka bitkisinden elde edilen ancak kokaine oranla daha ucuz, daha etkili ve daha tehlikeli bir uyuşturucu maddedir.

Fiziksel görünüşü beyaz veya krem rengindedir.

Diğer uyuşturucu maddelere oranla daha fazla bağımlılık yapmaktadır.

Burun yolu ile alındığında en geç on saniye içinde etkisini göstermektedir.

Sigara ile kullanıldığında vücut üzerindeki etkileri daha fazla olabilmektedir.

Uyuşturucu madde bağımlıları, krak bağımlılığının eroin ve kokain bağımlılığına oranla 2-3 kat daha ağır seyrettiğini ifade etmektedir.

Krak bağımlılığı, uykusuzluk, sinir bozukluğu ve paranoya ile beraber, cinayet ve intihar eğilimlerine yol açmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*